NATO Zirvesi tamamlandı.

Medya akreditasyon yasakları, gözaltı ve tutuklamalar, Ankaralılara hayatı zehreden güvenlik önlemleri gölgelese de NATO Zirvesi diplomatik açıdan son derece başarılı geçti.

Bu kadar geniş kapsamlı bir zirveyi, el bombası gibi nerede patlayacağı belli olmayan ABD Başkanı Donald Trump’a rağmen kazasız belasız tamamlamak çok önemliydi ve Ankara bu sınavı geçti.

***

Zirvenin sonuç bildirgesini beş maddede özetleyebilirim:

- Rusya ve terörizm tehdidine karşı koymak için Lahey Savunma Taahhütleri hayata geçiriliyor. (Bu Avrupalı müttefikler için önemliydi.)

- Avrupalı müttefikler ile Kanada, ABD’yle ittifakın savunması konusunda daha fazla sorumluluk üstlenecek (Bu ABD’nin talebiydi).

- Avrupalılar savunma harcamalarını artıracak. Bu kapsamda 50 milyar doları aşan yeni tedarik anlaşmaları imzalandı. (Bu da ABD’nin talebiydi, ancak Türk savunma sanayisinin üretim ve ihracat kapasitesinin artmasıyla da sonuçlanacağından Türkiye’nin de lehine bir durum ortaya çıkarabilir.)

- Müttefikler arasındaki savunma ticareti engellerini ortadan kaldırma çalışmaları sürdürülecek, savunma sanayindeki derinliği ve iş birliğini en üst düzeye çıkarılacak. (Bu F-35 talebi ABD Kongresi’ne takılan Türkiye’nin talebiydi.)

- NATO Ukrayna’yı desteklemeye devam edecek (Bu da Avrupalıların talebiydi.)

***

Zirvenin en gerilimli unsuru Trump’tı.

Trump’ın ayarsız çıkışları nedeniyle Zirve’yi gölgeleyecek krizler çıkabilirdi.

Trump’ın zirve toplantısı öncesinde NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’yle basın toplantısında Avrupalı müttefikleri sert eleştirmesi, İspanya için çok ağır ifadeler kullanması, İspanya’ya karşı ekonomik savaş tehdidinde bulunması zirvede gerilimi had safhaya çıkarabilirdi.

Ayrıca Trump ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni arasındaki eski tartışma da başka bir gerilim unsuruydu.

Gelen bilgiler, Ankara protokolünün hem Meloni hem İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’i Trump’la yan yana getirmemek için hayli fazla çaba sergilediği yönündeydi.

***

Trump’ın yarattığı gerilim sadece İspanya’yı ekonomik yaptırımlarla tehdit edip, Avrupa’yı aşağılamakla ilgili değildi.

Trump’ın İran’la ateşkesi Ankara’da bitirmesi, İran konusunda attığı adımları Ankara’dan yürütmesi de Türkiye’yi çok zor durumda bıraktı.

Trump ve ekibi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın salı akşamı zirveye katılan devlet ve hükümet başkanları için verdiği yemekten sonra döndüğü Çukurambar’daki otelinden Ortadoğu’daki Amerikan birliklerine “İran’ı vur” emri verdi.

Trump bununla da yetinmedi ve İran’ı vurmaya devam edeceklerini de Zirve toplantılarının yapıldığı Beştepe yerleşkesinde açıkladı.

Trump, Ukrayna Devlet Başkanı Zelensky’yle basın toplantısı sırasında soruları yanıtlarken “’Bizi cenaze sırasında vurmayın’ dediler. Ben öyle birine mi benziyorum” ifadesini kullandı. Trump’ın bir sonraki cümlesi de “Bu gece belki büyük bir saldırı olabilir, birçok yeri imha edebiliriz” oldu.

Trump’ın İsrail ve Başbakanı Benjamin Netanyahu konusunda yaptığı açıklamalar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da zor durumda bıraktı. Netanyahu’nun “Çok başarılı bir savaş başbakanı” olduğunu ifade eden Trump, Erdoğan’ı da Netanyahu’yu da sevdiğini söyleyerek iki lideri barıştıracak gibi davranması da Ankara’yı rahatsız etti.

***

Trump’ın İspanya ve Avrupa’ya yönelik çıkışları muhatapları da aynı yerleşkede olduğundan tolere edilebilirdi.

Ancak Ankara’yı ve NATO Zirvesini İran’a operasyonun yönetim merkezine dönüştürmesi diplomatik açıdan en hafif ifadesiyle saygısızlıktı.

Türkiye-İran ilişkilerine büyük zarar verebilecek bu tavrın esas amacı NATO’yu da İran işinin içine çekmekti.

Zira NATO bildirisinde de ABD’lilerin bastırmasıyla NATO anlaşmasının “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” diye yorumlanan 5. maddesine işaret edildi.

Yani ABD müttefiklere adeta “Bakın biz İran’la savaşıyoruz ve NATO bizim yanımızda değil. Bu 5. maddeyle çelişen bir durumdur” mesajı erildi.

***

Neyse ki Trump’a rağmen zirve kazasız belasız bitti.

Artık kendi sıkıcı iç gündemimize dönebiliriz. Bakalım zirve öncesinde “9 Temmuz’dan sonra Türkiye’de muhalefetin aleyhine gelişmeler olacak” diyenler haklı çıkacak mı?

Yoksa iktidarımız zorlu Zirve sınavını atlattığı için tatile mi çıkacak?