Türkiye Büyük Millet Meclisi, Terörsüz Türkiye kapsamında çıkarılacak çerçeve yasa için mesaisine devam ediyor.

Milletvekillerinin imzalamasının ardından ete kemiğe bürünen “Münfesih silahlı terör örgütü mensuplarının geri dönüşünü ve topluma kazandırılmasını” öngören yasa teklifi bugünden itibaren tartışılacak.

***

Öncelikle neler getirdiğine bakalım:

- Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. Maddesine göre 4’te 3 olarak uygulanan cezalar, çerçeve yasayla birlikte örgütlü suçlar kapsamından çıkarılacak.

- Terör amaçlı işlenmiş olsa dahi TMK kapsamından çıkarılması halinde cezaların infazı 1/2 olarak uygulanacak.

- TMK kapsamında denetim süreci cezanın infazına son 1 yıl kala uygulanırken, yeni düzenlemeyle denetim de son 3 yılı kapsayacak.

- TMK kapsamında suç işleyen terör örgütü mensupları işlenen her suçtan ayrı ayrı cezalandırılıyordu ve TCK’nın 302/1 maddesi gereği devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmaktan” ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılıyordu. Yeni düzenlemeyle ceza işlenen suçla sınırlı kalacak ve devlete karşı suçtan kaynaklanan ağırlaştırılmış müebbet cezası düşecek.

- Bu düzenlemeler sayesinde (cezalarda yarı oranında indirim ve denetim süresinin bir yıldan üç yıla çıkarılmasıyla) ilk etapta 3 bin 500 kişi tahliye edilecek.

- Yasal düzenlemeler sayesinde yurt dışına kaçmış çok sayıda Kürt siyasetçinin de Türkiye’ye dönmesinin önü açılacak.

***

İran’da ABD’lilerin silahlandırdığı PJAK ya da Suriye’de devletin parçası haline gelen PKK’lıların ne olacağı konusunda şimdilik bir netlik yok.

Ancak TBMM gündemine gelen bu teklifin hayata geçirilebilmesi için Türkiye’ye karşı terör eylemleri gerçekleştiren PKK terör örgütünün fiilen ortadan kalkması şart.

Yasa, ancak ve ancak Milli İstihbarat Teşkilatı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve İçişleri Bakanlığı PKK’nın kendini feshettiğini tam teyit etmesinin ardından uygulanacak.

PKK’nın kendini fesih süreci, fiili adımları TBMM tarafından da denetlenecek.

***

Bu sürecin başarılı olması Türkiye için çok önemli.

PKK’nın yarım asırdır bu ülkeye verdiği ekonomik zararlarla terörle mücadele süreçlerinin demokrasimize olumlu etkisi dikkate alındığında, PKK sorununu bitirmiş bir Türkiye’nin ciddi atılımlar yapması kaçınılmaz olacaktır.

Ancak şunun da altını çizmeliyiz:

PKK’lılar özel bir yasayla serbest kalırken, siyasetçi Selahattin Demirtaş’ın 10 yıldır içerde olmasına rağmen hala cezaevinde tutulması, komedyen Deniz Göktaş’ın esprileri nedeniyle kuyu tipi cezaevine atılması, gazetecilerin olur olmaz nedenlerle gözaltına alınması, tutuklanması arzulanan dönüşümün gerçekleşmesini engeller.

Daha net bir ifadeyle fikir suçluları cezaevinde gün sayarken elinde silahla yakalanan PKK’lılar dışarı salınırsa bu iş olmaz.

Türkiye tam anlamıyla demokratikleşmeden, hukuk devleti eksiksiz işlemeden, iktidar muhaliflerine baskı sürerken sadece PKK’lılara avantajlar sağlayan bir yasa çıkarılarak sorun yüzde yüz çözülemez. Atılan adımlar milletin vicdanında rahatsızlık yaratır.

Bu işin siyasi mimarı Bahçeli’dir

Çerçeve Yasa çıktıktan sonra, Terörsüz Türkiye Projesi yeni bir aşamaya geçecek.

Bu sürecin başarıyla tamamlanması halinde, en büyük payeyi MHP lideri Devlet Bahçeli’ye vermek gerekir.

İktidar başından beri tereddütlüydü. İktidar mensupları işi sağlama almadan süreci hiçbir zaman tam olarak sahiplenmedi.

Buna karşın Bahçeli en umutsuz zamanlarda çıtayı bir seviye daha yukarıya koydu.

Öcalan konusunda yaptığı çağrılar paradigmayı değiştirdi.

Kandilin, Suriye’deki örgüt liderlerin farklı yaklaşımları nedeniyle zaman zaman tereddüte düşen Öcalan Bahçeli’nin çağrıları sayesinde sürece tutunabildi.

O nedenle kimse sahiplenmesin, (istihbaratın, güvenlik kuruluşlarının emekleri elbette çok önemli ama) bu işin siyasi mimarı Bahçeli’dir.

Öcalan çok abartmış!

Terör örgütü lideri Abdullah Öcalan, Çerçeve Yasa metnini okuyup kabul ettikten sonra kendini ziyaret eden DEM Partililer aracılığıyla şu açıklamayı yapmış:

“Tarihsel bir sorunu çözmek için yola çıkıldı ve en az cumhuriyetin kuruluşu kadar önemli bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız.”

Bence bu açıklama son derece yanlış.

Terörle mücadelenin Türkiye’ye maliyetinin çok yüksek olduğu doğrudur.

Ancak yarım asır boyunca dağlarda kalıp başarısız olmuş bir terör örgütünün kendisini feshetmesini bir bağımsızlık mücadelesi sonucunda bir Cumhuriyetin kuruluşuna benzetilmesi en basit ifadesiyle absürt.