Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, belediye çalışanlarına uyuşturucu testi yaptırarak memleketimizin absürt gündemlerine yeni bir absürtlük ekledi.
Absürtlük diyorum, zira kendisi Keçiören’deki bütün belediyecilik hizmetlerini dört dörtlük yerine getirmişçesine, hızını alamayarak İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Aile Bakanlığı’nın el ele verip çözemediği uyuşturucu sorununu tek başına çözmeye soyunmuş.
Ankara savcılığı ile Ankara Emniyeti’nin Özarslan’ın bu hamlesi nedeniyle ciddi bir “yetki tartışması” içine girmesi de absürtlüğün kanıtlarındandı.
Belediye şirketlerinde çalışan 7 binden fazla insana bu testlere zorlanarak yaşatılan stresi ve Özarslan’ın en yakınındaki insanların test yaptırmadığı gerçeğini de bir kenara bırakıyorum.
***
Özarslan’ın ne yapmaya çalıştığını bilmiyorum.
Belki de bizzat AK Partililer, hatta isim vereyim AK Parti Milletvekili Osman Gökçek’in dilinden düşürmediği PORTAŞ yolsuzluğunu unutturmaya çalışıyordur.
Niyeti her ne olursa olsun, bir şekilde uyuşturucu konusunu gündeme getirmesinden memnuniyet duydum.
Bu meseleyi ciddi ciddi konuşmamız gerek.
Muhafazakâr iktidarımızın yönetimi altında uyuşturucu kullanımının bu kadar artması, yaygınlaşması, başta saydığım dört bakanlık tarafından detaylıca incelenmesi gereken bir durumdur.
***
Ne yazık ki bugün uyuşturucu konusuna, sadece şöhretli insanlara yapılan operasyonlar ve testler üzerinden bakıyoruz.
Özarslan’ın meseleyi ele alışındaki sığlık da “medyatik” olma çabasının ötesine geçemiyor.
İğneyi kendimize de batırmalıyız.
“Testi pozitif çıktı” cümlesini duyar duymaz, “işte bir suçlu daha yakalandı” diye düşünüyoruz.
Peki testi pozitif çıkan biri suçlu mudur yoksa o illetin esiri olmuş ve kurtarılması gereken bir insan mıdır?
Birini gözaltına almak, test sonucunu teşhir etmek kolay.
Peki o sonucu gelecekte olumlu yönde değiştirmek, insanları o esaretten kurtarmak da o kadar kolay mı?
Şu bir gerçek ki uyuşturucu artık sadece büyük şehirlerde değil en ücra köylerde dahi sorun olmaya başlamış.
Başta gençler olmak üzere yüz binlerce insan uyuşturucu tacirlerinin akıl almaz yöntemlerinden etkilenip bu tuzağa düşebiliyor.
Anadolu’dan kalkıp büyük şehirlerde çocuklarını, yakınlarını yatıracak AMATEM arayan köylülerimizin sayısı her geçen gün biraz daha artıyor.
***
Bu konudaki bir başka soruna daha dikkatinizi çekmek istiyorum.
“Testi pozitif çıktı” diyorlar ya...
Neye göre, kime göre belli değil.
Aşağıdaki görselde Türkiye’nin akreditasyon kurumu TÜRKAK’ın Adli Tıp Kurumu’na verdiği akreditasyon sertifikası var (kurum sitesinde yaptığım aramaya göre daha güncel bir belge yok).

Oturdum baştan sona okudum.
18 uyuşturucu maddenin bulunmasıyla ilgili deneyler bu belge kapsamında. Oysa Adli Tıp Kurumu 140 ayrı maddeyi analiz ediyor.
Bir başka boyut daha: Belge kapsamında uyuşturucu için yapılan kan testleri yer alıyor ama saç ve tırnakla yapılan analizler belge kapsamında değil. Adli Tıp’ın sadece DNA’yla ilgili analizleri akredite edilmiş.
Oysa kurum başkanı daha yeni saç ve tırnak analizleri yapan bir laboratuvar açtıklarını ilan etmişti.
Bir başka unsur daha:
Bu belgeye göre uyuşturucu analizi de sadece İstanbul Adli Tıp Kurumu açısından akredite edilmiş. İzmir, Trabzon ve Ankara’da bazı DNA testleri ve alkol testi, Erzurum, Antalya ve Diyarbakır’da sadece alkol testleri akredite edilmiş.
İnce bir detay daha: Akreditasyon belgesi uyuşturucu konusunda “var/yok” analizi için. Miktar ölçümlerini kapsamıyor.
Akreditasyon olmadığı için olsa gerek, Adli Tıp raporlarının altına “ISO/IEC 17025 standardının ilgili maddesinin dikkate alınmadığı” notu düşülüyor.
***
Uyuşturucu bağımlılığı ciddi bir sorun olduğu gibi uyuşturucuyla mücadele de Mesut Özarslan’a bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir.
Uyuşturucu üretiminin ve ticaretinin engellenmesi, gençlerin uyuşturucudan korunması, bağımlıların tedavi edilmesi gibi birçok detayı vardır.
Bu işi magazin malzemesine dönüştürmek yerine ciddi ciddi mücadele edin artık!