Ermenistan halkı 7 Haziran 2026 Pazar günü sandığa gitti.

Seçimi, aylardır “Karabağ’ı kaybetti” gerekçesiyle şahin kanadın hedefinde olan Nikol Paşinyan kazandı.

Paşinyan’ın partisi Sivil Sözleşme Partisi Anayasa yüzde 49.81 oyla Meclisteki 105 sandalyeden 61’ini alarak tek başına hükümet kurma hakkını yakaladı.

İş insanı Samvel Karapetyan’ın Güçlü Ermenistan oluşumu yüzde 23.29, eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ın Ermenistan İttifakı yüzde 9.94, Müreffeh Ermenistan Partisi ise yüzde 4’ünü aldı.

***

Paşinyan’ın zaferini masaya yatırıp konuşmakta fayda var.

Öncelikle Ermenistan’da hangi sloganların yarıştığına bakalım:

- Muhalefetin ortak sloganları:

“Güçlü Devlet, Güçlü Ordu”

“Kaybedilen onuru geri alacağız”

“Karabağ yenilgisi Paşinyan’ın eseri”

“Rusya ile stratejik ittifak yeniden kurulmalı”

2023’teki Karabağ savaşının Azerbaycan’ın tartışmasız zaferiyle sonuçlanması Paşinyan’ın önündeki en önemli sorun oldu.

- Paşinyan ise muhalefetin bu sloganlarına karşı barış ve batıya açılım sloganlarını kullandı. “Karabağ artık geri gelmeyecek. Yeni savaşlar yerine barış ve ekonomik kalkınma gerekli” görüşünü savunan Paşinyan, kampanyasını bunun üzerine kurdu.

“Tarihi Ermenistan” yerine, “Gerçek Ermenistan” kavramını öne çıkardı. Seçmenlere mevcut sınırlar içinde güvenli ve müreffeh bir devlet inşa etme vaadinde bulundu. Şunları vadetti:

- Azerbaycan’la kalıcı barışı sağlayalım: Sınırları kesinleştirelim, ulaşım koridorlarını açalım, yeni bir savaş riskini azaltalım.

- Türkiye’yle normalleşelim: Türkiye’yle sınırların açılması ticareti artırır, Ermenistan’ın Rusya’ya bağımlılığını azaltır, Avrupa’ya ulaşımı kolaylaştırır ve sonuçta Ermenistan ekonomisini iyileştirebilir.

- Rusya’dan uzaklaşalım, Avrupa’ya yaklaşalım: Karabağ krizinde Moskova bizi yalnız bıraktı. Avrupa Birliği’yle entegrasyonu tamamlayalım, ABD’yle yakınlaşalım ve Rus güvenlik sistemlerinden kademeli olarak uzaklaşalım.

***

Öyle anlaşılıyor ki Ermenistan’da oy kullanan iki kişiden biri artık Azerbaycan’la savaşmayı değil barış içinde yaşamayı, Türkiye’yle diyalog kurmayı tercih etti. Yine iki kişiden biri Rusya’nın uydusu gibi kalmaktansa Batı’yla ve Türkiye’yle kapsamlı ilişkiler kurmayı kendi çıkarına gördü.

Ermenistan halkının bu tercihi, Kafkasların güneyinde çok ciddi bir dönüşüm yaşandığını gösteriyor. Türkiye’nin sınır görevi üstlendiği Batı ittifakı yıllardır böyle bir sonuç arzuluyordu.

Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan’ın Rusya’nın etkisinden ve baskısından kurtulup yüzünü Batı’ya dönmesi Batı ittifakının Rusya’ya karşı açık zafer kazandığını gösterir.

***

Peki bu gelişmeler bizi nasıl etkiler?

Ankara açısından bakıldığında Ermenistan seçimlerini Paşinyan’ın kazanması en tercih edilir sonuçtu.

Bu sonuçla Azerbaycan-Ermenistan kalıcı barış görüşmeleri olumlu sonuçlanabilir. Zengezur koridoru gibi ulaşım imkanlarının artması, Güney Kafkaslardaki büyük ekonomik entegrasyonu sağlayabilir.

Diğer taraftan, 1993’ten bu yana kapalı olan Türkiye ile Ermenistan kara sınırı açılırsa, bölge kentleri başta olmak üzere Türkiye’nin Ermenistan’la doğrudan ticareti patlama yaşar. Karşılıklı olarak bir ekonomik canlanmanın önü açılır. Demiryolu ve karayolu bağlantıları da açıldıktan sonra bölgede muhteşem bir canlılık sağlanır, Ermenistan Avrupa’dan Türk Cumhuriyetlerine ulaşan yolların ortasında en kritik köprü olur.

***

Paşinyan’ın Ermenistan Parlamentosu’nda elinin güçlenmesi, bölgesel barışın sağlanması açısından çok önemli ama şunun da altını çizmemizde fayda var: Seçmenler Paşinyan’a tek başına Anayasayı değiştirecek gücü vermedi.

Bunun sonucu da şu: Azerbaycan, kalıcı barış için Ermenistan Anayasasındaki bazı ifadelerin değişmesini istiyor. Paşinyan bu maddeleri değiştirmek için referandum yoluna gitmek zorunda kalabilir ve bu da barış sürecini çok yavaşlatır.

Paşinyan’ın aşması gereken sorunlardan biri de Ermenistan, Azerbaycan ve Türkiye halklarının on yıllardır birbirlerine karşı beslediği duygular.

Belki de en zor aşılacak durum bu.

Bölge halklarının birbirlerine karşı “düşmanca” bakış açısından kurtulup “birlikte yaşam” perspektifine geçmesi de birlikte yaşamı savunan politikacıların sabrını hayli zorlayacak önemli bir dönüşüm gerektiriyor.