Son zamanlarda DEVA Partisi lideri Ali Babacan ve Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu’nu çok fazla Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ve Sarayın etrafında görmeye başladık.

Önce TBMM’deki fotoğraf, ardından Saraydaki Cumhuriyet Resepsiyonundan gelen kareler, herkeste özellikle de muhalefet cephesinde “Eve dönecekler” algısı yarattı.

Babacan’ın “Ali Babacan dönecek ve AK Parti’nin Erdoğan sonrası Cumhurbaşkanı adayı olacak” dedikodusundan sonra bu algı iyice pekişti.

Babacan’ın eski mesai arkadaşı Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’le samimi sohbeti de “eve dönüş süreci tam gaz sürüyor” dedirten cinstendi.

Benzer sinyaller “Devletin kılcallarını bir ben bilirim bir Cumhurbaşkanı” diyen Davutoğlu cephesinden de geliyordu.

***

Bu somut gelişmelere bakınca insan ister istemez bu meseleye odaklanıyor.

Ben de öyle yaptım.

Öncelikle “dönerler mi” sorusuna yanıt vereyim:

Hem Babacan hem Davutoğlu fırsat bulursa döner.

Hem de “hava döndü, parti fabrika ayarlarına dönüyor” gibi basit bir gerekçeyle dönerler.

Neden böyle düşündüğümü de arz edeyim:

- DEVA Partisi de Gelecek Partisi de arzuladıkları siyasi sonuçları elde edemediler. Babacan, Millî Görüş mahallesine hapsolmak istemedi, ANAP gibi bir merkez partisi kurmaya çalıştı ama bu durum DEVA’nın çıkış sentezinde sorunlar yarattı. Babacan’a destek veren kıdemli ve deneyimli milli görüşçü siyasetler süreçten dışlandı. Parti kendini bir siyasal hat üzerine konumlandıramadığından istediği büyümeyi sağlayamadı. CHP’nin dinamo olmaya çalıştığı Altılı Masa süreci de DEVA için ters tepti.

- Gelecek Partisi’ni “Saadet Partisi’nden ya da Yeniden Refah Partisi’nden neyi farklı” sorusundan kurtaramadı. Millî Görüş koridoruna sıkışınca da Millî Görüş kökenli beş ayrı parti olduğu gerçeği elini kolunu bağladı. Haliyle Gelecek de DEVA gibi mevcut koşullarda büyüme umudunu biraz da Millî Görüş çizgisinde birleşmeye bağladı.

***

Hem Gelecek Partisi’nin hem DEVA Partisi’nin muhalefette büyüme, oradan iktidara gelme hayali ne kadar gerçekçi bilmiyorum.

Muhalefetteyken iktidar alternatifi olamadıklarını, geride bıraktıkları seçimlerin sonuçları büyük ölçüde gösterdi. Sanırım bu gerçeği kendileri de görmüştür.

O nedenle de her iki liderin AK Parti çatısı altında birer alternatif olabileceği gerçeği doğal olarak gündeme geldi, belki de getirildi.

Gerçekten de AK Parti’de Erdoğan sonrası süreçte Babacan kadar iddialı bir siyasetçi çıkmadı. Davutoğlu da AK Parti liderliği ve Başbakanlığı sırasında AK Parti’de bugün “gelecek dönem alternatifi” olarak görülen (Hakan Fidan gibi) bütün isimlerin önüne geçti.

***

Bazılarınız “Onlar istese de Erdoğan istemez” diyor olabilirsiniz. O halde şunu unutmayın:

Daha önce HAS Parti lideri Numan Kurtulmuş ve Demokrat Parti lideri Süleyman Soylu da Erdoğan aleyhine çok ağır açıklamalar yaptıkları halde AK Parti’ye kabul edildiler ve hatta çok önemli görevlere getirildiler.

Unutmamamız gerek bir başka unsur ise “iktidarı sürdürme” arzusunun AK Parti için olmazsa olmazlığıdır.

Eğer iktidarı sürdürmek için böyle bir transfere ihtiyaç varsa, Erdoğan hem Babacan hem Davutoğlu için “eve dönüş vizesi” çıkarabilir. (Böylece DEM Parti’ye mecbur olmaktan da kurtulabilir.)

***

Yakın gelecekte Babacan ve Davutoğlu’nun rotayı AK Parti’ye kırması, Erdoğan’ın “Babaocağına hoşgelmişler” tavrı sergilemesi, yani yazımın başlığındaki birinci bölüm olan “eve dönüş”ün gerçekleşmesi sürpriz olmaz.

Hele hele 2027 Kasım ayında “seçimlerin yenilenmesi” kararı çıkarma ihtiyacı orada dururken AK Parti’de kimse DEVA ve Gelecek liderlerinin ve milletvekillerinin gelişine itiraz etmeye cesaret edemez.

Ancak “iktidarı kurtarır mı” sorusuna benzer bir yanıt verebilir miyim emin değilim.

DEVA ve Gelecek muhalefetteyken ortaya çıkan muhalif taban, liderler, milletvekilleri ve yöneticiler AK Parti’ye geçince desteğini çekebilir.

Ez cümle “Eve dönüş” evet mümkün ama “iktidarı kurtarır mı” sorusunun kesin cevabı “hayır” olacaktır.