İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, tutuklusu olduğu soruşturma/kovuşturma sürecinde yeterli savunma yapamadığını gerekçe gösterip, kendisine yöneltilen suçlamalara verdiği yanıtları “Millet Şahidimdir” adlı bir kitapta toplamış. Ancak basım aşaması sürerken İstanbul 4. Sulh Ceza Mahkemesi kitabın toplatılması kararı almış.

***

Bu haberi okurken, Radikal Gazetesi’nde birlikte çalıştığımız TİP Milletvekili Ahmet Şık’ın başına gelenleri anımsadım. Bir grup polis Hürriyet binasını basıp Ahmet’in yazdığı “İmamın Ordusu” isimli kitabını aramıştı. Gelen polisler, suç unsuru olsa dahi “delil” olarak el konulması gereken kitabın taslağını bulup imha etmek istiyordu. Amaçları kitabın taslağını yok etmek ve kitapta yer alan “FETÖ’cü emniyet mensupları listesinin” kaynağını öğrenmekti. Basılmamış bir kitabın “imhasına” karar verilmesi o dönem dahi hepimize çok ilginç gelmişti.

İmamoğlu’nun savunmasını içeren bir kitabın basılmadan engellenmesi de Türkiye’de iktidarların düşünceye, kitaba, ifade özgürlüğüne tahammülsüzlüğünün yeni bir örneği oldu.

Bir zamanların “mağdur” siyasi hareketi olan AK Parti’nin de kitap yasaklayan geçmiş iktidarlardan farklı olmadığını bu vesileyle bir defa daha görmüş olduk.

***

Cumhuriyet tarihi boyunca kitaplar “devlete karşı olumsuz propaganda, terör propagandası, insanları suç işlemeye tahrik, halkı kin ve düşmanlığa tahrik, devlet kurumlarını aşağılama, hakaret, müstehcenlik” gibi gerekçelerle yasaklandı.

1920’ler ve 30’lar “rejim karşıtlığı, isyan ve komünizm tehlikesi” ön plandaydı. 1940’lar “Marksizm, komünizm ve sınıf mücadelesi” öne çıktı. Bu gerekçeler 50’lerde, 60’larda ve 70’lerde de sürdü. 12 Mart muhtırası ve 12 Eylül Askeri darbesinden sonra yasak yelpazesi iyice genişledi. “TSK ve diğer devlet kurumlarını tahkir, terör propagandası, bölücülük ve müstehcenlik” gibi gerekçeler 1980’den sonra hayatımıza girdi. TCK’nın 141, 142, 163. maddeleri kaldırılana kadar en ciddi yasak maddeleriydi. Daha sonra 301. madde liderliği ele geçirdi.

***

103 yıllık Cumhuriyet tarihimiz boyunca kitap ve yazarlarla ilgili verilmiş bazı yasak kararlarını anımsarsak, AK Parti’nin bugün iktidar olarak hangi demokrasi liginde olduğunu daha kolay anlamış oluruz.

- 1929-31 yılları arasında Nazım Hikmet’in 5 kitabıyla ilgili “bir zümrenin diğer zümreler üzerinde hâkimiyetini sağlamak amacıyla halkı suça teşvik” iddiasıyla dava açılmış. Nazım, “halkı rejim aleyhine kışkırtmakla” suçlanmıştı.

- 1944 kitap yasakları bakımından tarihe geçmiş bir yıldı. O yıl, Sabahattin Ali’nin Değirmen; Dağlar ve Rüzgâr isimli kitabının dağıtımı İcra Vekilleri Heyeti kararıyla yasaklanmış, kitap toplatılmıştı. 1947’de Bakanlar Kurulu Sabahattin Ali’nin Sırça Köşk isimli kitabının dağıtımını da yasaklayıp toplattı. Gerekçe, “eserin devlete bir başkaldırış niteliğinde olduğu” yönündeydi.

Sait Faik’in “Medar-ı Maişet Motoru” isimli eseri, dağıtım aşamasında toplatıldı. Eserin özellikle yoksulluk, sosyal adalet ve eşitlik üzerine bazı cümleleri sakıncalı bulunmuştu.

Rıfat Ilgaz’ın şiir kitabı “Sınıf” da yasaklardan nasibini almıştı. Gerekçe Sınıf sözcüğünün sosyalizmi çağrıştırmasıydı. Ilgaz da hapse atıldı. Rıfat Ilgaz’ın Yaşadıkça ve Devam gibi kitapları 1948, 1953’te de toplatılma tedbirinden kaçamadı.

1970’lerde Avukat Nihat Behram’ın Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam süreçlerini anlattığı “Darağacında Üç Fidan” kitabı yasaklandı.

- 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Adalet Ağaoğlu’nun Fikrimin İnce Gülü isimli eseri TSK’yı tahkir ve tezyif gerekçesiyle toplatılmıştı. Yasaklamanın gerekçesi, bir roman karakterinin sözleriydi.

1980’ler de Pınar Kür’ün Asılacak Kadın isimli eseri “müstehcenlik” gerekçesiyle yasaklanmıştı. Kür’ün Bitmeyen Aşk romanı da benzer bir yasağın muhatabı olmuştu.

Aynı dönem, sol sosyalist çizgide olan herkesin başlangıç kitabı olarak okuduğu Politzer’in “Felsefenin Temel İlkeleri” kitabı darbecilerin hışmına uğramıştı.

- 1986’da müstehcenlikten yasaklanan bir başka kitap da Ahmet Altan’ın “Sudaki İz” isimli eseriydi.

- 1990’lardan sonra PKK terörü başka bir kitap yasaklama gerekçesi haline geldi. İsmail Beşikçi’nin kitapları “bölücülük, örgüt propagandası” gibi gerekçelerle yasaklanmıştı.

- 2023 yılında Yavuz Ekinci’nin “Rüyası Bölünenler” kitabı “PKK propagandası” gerekçesiyle yasaklanmıştı.

***

Gördüğünüz gibi AK Parti’nin kitap yasaklama sicili de ülkemizin genel sicilinden farksız. Hatta İmamoğlu kararındaki “Kitap basılmadan ve gerekçe göstermeden yasaklama” yöntemi, AK Parti’nin çıtayı bir seviye daha yukarı taşıdığını gösteriyor.

Gel de iktidardakilerin “demokratikleşme” vaatlerine inan!