Kaç gündür kendilerini “Vergi Müfettişleri” diye adlandıran bir grubun tacizlerine maruz kalıyorum.

Telefonumdan, sosyal medya mecralarından, ders vermeler, hakaretler, ilgili ilgisiz istatistikler...

Sanırım 30 bin TL’lik ballı seyyanen zammı alamamalarının faturasını bana çıkarmışlar.

Bugün hepsine toptan yanıt vereceğim.

1) Ben hiçbir zaman “Uzman personel ile çaycı, çöpçü aynı parayı almalıdır” demedim. Bilakis “Ben çaycıyla aynı parayı mı alayım” diye mesaj atan, çaycıları çöpçüleri aşağılayan bir müfettişe hak ettiği yanıtı verdim.

Anlamayanlar için söylediğimi son defa tekrarlayacağım:

Kardeşim bu ülkede milyonlarca insan 16 bin lira ya da 22 bin 104 lira maaş alıyor. Onların da bir kısmına yüzde 13-17, başka bir kısmına da yüzde 25-30 arasında zam yapılması planlanıyor. 2026’da o zamlar gerçekleştikten sonra alacakları para bir kısmı için 19 bin, asgari ücretliler için de 28 bin lira olacak.

Aralarında mühendislerin, mimarların, üniversite mezunlarının olduğu milyonlarca kamu çalışanı, emekli, emekçi “kamuda yönetici” olmadıklarından ya da “uzman personel” sayılmadıklarından yüzde 17 zamma talim edecek.

Bir grup ise iktidara yakın çalışıyor olmalarını fırsata çevirip ekstradan 30 bin lira seyyanen zam alacak.

Ülkede kamu çalışanları bu haldeyken 20-30 bin “seçkin” kamu yöneticisine ve uzmana rutin zammın dışında 30 bin lira seyyanen zam yapılması adil midir?

(Daha açık nasıl yazabilirim ki?)

2) Ben hiçbir zaman “Vergi Müfettişi” ifadesini kullanmadım. Seyyanen zamdan yararlanacaklar arasında bir meslek grubunu özel olarak işaret etmedim. “Müfettiş” sözcüğü de ağzımdan bir defa çıktı. O da “ben çaycımla aynı parayı mı alayım” diye mesaj atan ayrımcı şahsın kendisini “müfettiş” olarak tanıtmasındandı.

Ayrıca ondan söz ederken de sadece “müfettiş” dedim ve vergi müfettişi olduğuna dair de hiçbir ifade kullanmadım. Vergi müfettişleriyle de bana taarruz etmeye başlamalarından sonra, mecburen muhatap olmak zorunda kaldım.

Benim kimleri kastettiğim açık: Hükümetin teklifinde “kamuda yönetici ve uzman personel” ifadesi kullanılıyordu. Bu da teklifin YÖK, TBMM, Diyanet, SGK, AFAD, TÜİK, TRT, ÖSYM gibi kurumların da aralarında olduğu kamudaki bütün üst düzey görevlileri kapsadığı anlamına geliyordu.

Buna karşın teklifin çekilmesinden olumsuz etkilenen hiçbir meslek grubundan ses çıkmazken vergi müfettişlerinin bana hücum ederek kıyameti koparması akıl alır gibi değil.

3) Vergi Müfettişlerinin ekonomik durumu, sahip oldukları donanıma, yaptıkları işe göre kötü olabilir. Bunu anlarım.

Ancak bunun nedeni alamadıkları 30 bin liralık seyyanen zam değil, Türkiye’nin ve Türkiye ekonomisinin kötü yönetimidir. Yapılmayan kamu reformudur.

Hesap soracaksanız muhatabınız ben değilim, Bakan Mehmet Şimşek’tir.

Diğer taraftan teklifin geri çekilme nedeni de ben değilim. Yandaş medya “Kamuoyundaki tepkilerden sonra cumhurbaşkanı talimat verdi, teklif geri çekildi” diye açık açık yazdı. Bizim gazeteler de onlardan alıntı yaparak bu bilgiyi okuyucularına aktardı.

Açıklama üstüne açıklama yapan Vergi Müfettişleri Derneği’ne de açıktan sesleniyorum:

Koşullarınızın kötü olmasıyla ve teklifin geri çekilmesiyle ilgili beni taciz edeceğinize, bana tepki göstereceğinize, azıcık cesaretiniz varsa Mehmet Şimşek’e ya da Tayyip Erdoğan’a seslenin.

4) Bana “örgütlü” bir şekilde yazılanlar, gönderilen mesajlar öyle bir dil içeriyor ki hayatımda böyle saldırgan bir topluluk görmedim. Hesap sorma deseniz hesap sorma, kibir deseniz kibir, nobranlık deseniz nobranlık...

30 bin lira zam alamadıkları için bunları yaptıklarını düşünüyorum da (ne yazık ki) “kim bilir vergi mükelleflerine neler yapıyorlardır” demeden geçemiyorum.

5) Bu arada bütün açıklamalarınızda sürekli ülke için neden vazgeçilmez olduğunuzu anlatıp duruyorsunuz.

Bunu anlatmanıza hiç gerek yok. Zaten vergi veren herkes sizi çok iyi tanıyor, biliyor.

Zira bu ülkenin bir yıllık bütçesinin tamamı, toplanan vergilerden, cezalardan ve har(a)çlardan oluşuyor ve sizler de Mehmet Şimşek ile onun temsil ettiği iktidar adına sürekli yeni vergiler icat edip, tahsilat yapmasına aracılık ediyorsunuz.

***

Mücadele ettiğiniz kara para, vergi kaçakçılığı gibi konularda da ülkemizin durumu hakkında daha yazacak çok şey var ama ben burada bırakıyorum. Bir daha da vergi müfettişleriyle muhatap olmak istemiyorum.

Son defa söylüyorum: Özlük haklarınız, düşük gelirleriniz konusunda sorunlarınız varsa muhatabınız Mehmet Şimşek’tir Tayyip Erdoğan’dır.

Gidin hakkınızı orada arayın!