Cumartesi günü İstanbul’dan Ankara’ya gelirken çok uzun bir otobüs konvoyuna denk geldim. Kaç otobüs olduğunu söyleyemem ama otobüslerin tamamı çevik kuvvet polisleriyle dolu olduğunu söyleyebilirim.

Belli ki 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi kapsamında Ankara’da görev yapacak 48 bin 841 emniyet yetkilisinin bir bölümü İstanbul’dan Ankara’ya getiriliyordu.

Ankara’da sadece polisler değil, 7 bin 447 de jandarma personeli görev yapacak. Toplam sayı 56 bin 288 olacak.

Ayrıca bilgisayarların başında 639 personel 7/24 çalışarak siber alemde devriye atacak.

En büyük temennim o gencecik polislerimizin NATO nöbeti sırasında hak ettikleri koşulların sağlanmasıdır. Kumanyalarından, barınmalarına, insani nöbet süresinden fazla mesailerine her haklarının karşılanmasıdır.

***

Başkent’teki güvenlik önlemleri bununla da sınırlı değil kuşkusuz.

Aralarında yaşlı başlı TEMA gönüllülerinin de olduğu 148 kişi gözaltına alınıp tutuklanmıştı.

Ankara dün sabah da güne “Turkuaz Operasyonuyla” başladı. Operasyonun teması “Başkent’in huzuru, Türkiye’nin huzuru” imiş. Operasyon vesilesiyle silahlı suç örgütlerinin mensupları da NATO zirvesi boyunca cezaevine alınacakmış.

İster inanın ister inanmayın, Ankara Ankara olalı böyle temizlik, böyle tamirat tadilat, böyle “huzur” görmedi!

Rögar kapaklarımızın çevresi onarıldı asfalt kapak seviyesine çıkarıldı, kaldırımlarımız düzeltildi, yabancıların geçeceği bütün yollar pırıl pırıl yapıldı.

Yoksul ve döküntü binaların önüne kontrplak çekilip üzerine de renkli renkli afişler asıldı. Afişlerde yok yok.

Hasköy civarında kırık dökük bir apartmanın önüne Bodrum’daki “23. Opera Festivali” afişi asılmış.

İstanbul yolunda devasa bir afişte rengarenk bir F1 aracı, yanında da “Turkish Grandprix” yazıyor.

Sanırsınız yoksul halkımız sürekli opera izliyor, F1 yarışlarını hiç kaçırmıyor.

***

Yine lafı eğip bükmeden kitabın ortasında yazacağım:

2004’te NATO Zirvesi, 1996’da Habitat Zirvesi gibi çok uluslu zirvelere bu tür anormal tedbirler almadan da ev sahipliği yapabilen Türkiye ne yazık ki 2026 NATO Zirvesinde alınan güvenlik önlemlerini, kendi halkının huzurunu bozacak kadar fazla abarttı.

NATO Zirvesi için gelen yabancıların huzuru için günlük hayat Ankaralılara zehredildi. NATO Zirvesi biz Ankaralılar için kabusa döndü.

“1996 ya da 2004’le 2026 arasında ne fark var, o zaman gerekmeyen tedbirler şimdi niye bu kadar abartılıyor?” derseniz.

Yanıtımı iki maddede arz edeyim:

1) Türkiye’deki iktidarın artık dışarıya “demokrasi” gibi görünme derdi kalmadı. Bu nedenle NATO liderlerinin gözü önünde kendi halkının temel hak ve özgürlüklerini kısıtlamaktan çekinmediler. Hatta NATO liderleri huzur içinde iki gün geçirsin diye ekstra hak ihlallerine imza attılar.

2) Demokrasiye, temel insan hak ve özgürlüklerine önem verdiğini iddia eden Avrupalı liderlerin iki yüzlülüğü de net bir şekilde ortaya çıktı. ABD’nin ve Avrupalı müttefiklerimizin “Önce demokrasi, sonra çıkarlarımız” sloganının gerçeği yansıtmadığını, kendi çıkarlarını her türlü demokratik hakkın üzerinde tuttuklarını gayet net bir şekilde gördük.

Ankara’nın göğsünü siper edip göçmenleri batıya geçirmemesi ve Avrupa’nın güvenliğinin sağlanması konusunda “sınır karakolu” gibi hareket etmesi onlar için yeterliydi ve bunun karşısında her türlü hak ihlallerine gözlerini kapatacak kadar iki yüzlü olduklarını saklama ihtiyacı duymadılar.

***

Yazımı bitirmeden önce sizinle NATO Anlaşmasının giriş bölümündeki şu ifadeleri paylaşmak isterim:

Bu Antlaşma’nın Tarafları, Birleşmiş Milletler Şartı’nın amaç ve ilkelerine olan bağlılıklarını ve bütün halklarla ve bütün hükümetlerle barış içinde yaşama arzularını yeniden teyit ederler. Demokrasi, bireysel özgürlük ve hukukun üstünlüğü ilkeleri üzerine kurulmuş olan halklarının özgürlüğünü, ortak mirasını ve uygarlığını korumakta kararlıdırlar.”

Gördüğünüz gibi NATO anlaşmasının genel çerçevesi de artık zeminini yitirmiş.

Bu kapsamda İran-ABD savaşı sırasında NATO’dan “barışı koruma” misyonunu terk edip ABD’nin yanında İran’a saldırmasını isteyen Donald Trump bu talebinde ısrar edecek.

Dilerim Ankara Zirvesi NATO’nun Donald Trump gibi saldırgan liderlerin güdümüne girdiği, temel insan haklarına bağlılık ilkesinin bir kenara bırakıldığı bir zirve olarak tarihe geçmez.