Bu ülkenin en büyük sorunu, yönetici konumundaki insanların ve sosyal medya sayesinde az biraz popülarite kazananların kendilerini bir halt zannetmesi! Balon bazen öyle bir patlıyor ki… Anlarsan Hanya Konya! Yine öyle oldu.
Amerika’da alınan bu skandal sonuç, tesadüf değil. Türk futbolunu yönetenlerin (kulüplerdekiler dahil) vizyonsuzluğunun çimlere yansımış hali. Futbolumuzun yönetici aklı; uzun vadeli stratejiler kurmak, bir sistem ve ekol yaratmak, antrenör eğitimini ve altyapı standartlarını yükseltmek yerine tamamen hamaset kaynaklı popülizme ve günlük başarılara odaklandığı için, bu ve benzeri fiyaskoları normal karşılamak lazım.
Takım, daha da önemlisi turnuva takımı olmak, oyuncu grubunu kampa alıp sahaya sürmekle olmuyor. O gruba ortak bir oyun kültürü aşılamak gerekirken… Yöneticisinden hocasına futbolumuzun karar alıcıları, liyakati değil günü kurtaracak kısa vadeli hamleleri tercih ettikleri için, her turnuvada aynı “mucize bekleme” sendromunu yaşıyoruz.
Hal böyleyken… Türkiye Ligi’nin en iyisi, Şampiyonlar Ligi’nin da en iyi kalecilerinden biri olan Uğurcan’ın isabetli altı şuttan üçünde topu ağlarında görmesi… Üç büyük kulübünün en önemli “yerli” hücum silahları olan; geçen sezon 70’ten fazla gol-asist katkısı veren Barış Alper, Kerem ve Orkun’un Dünya Kupası’ndaki iki maçta toplam şut sayısının sadece 3 olması… Anormal mi sizce?
Hakan, Arda ve Kenan gibi oyuncularımız kulüplerinde “sıradan” birer futbolcuyken onları milli takımda “kurtarıcı yıldız” rolüne soyunduran; sahaya adım atan tüm kramponları gazı verip şişiren zihniyet aynı değil mi?
Futbol aklının hiçbir zaman inşa edilememesinin sorumluları “Sizin kulübün oyuncusu kötü oynadı. Bizim oyuncu daha iyiydi” diyenler; milli maçlara kulüp takımlarının formalarıyla gidenler değil mi?
İspanya’dan 6 yiyen, Romanya ve Kosova’yı 1-0, 1-0 yenince “Artık bizden biri” ilan edilen ama B ve C planı bulamayan kaderci bir İtalyan’ı baş tacı yapan aynı zihniyet değil mi?
Bu kafayla bu kadar!
Son not: Bu takımı voleybol ve basketbolcularla karşılaştıranlar var. Bırakın kıyaslamayı, aynı kefeye koyup düşünmek bile yanlış.