FIBA-NBA-EuroLeague üçgeninde Avrupa basketbolunun geleceği ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Ciddi belirsizlikler ve soru işaretleri var. NBA’in Amerikan ekonomik modeliyle, devasa rakamlarla Avrupa basketbolunu şekillendirmeye çalışmasının nasıl sonuçlanacağı belirsiz. Ama işin Avrupa tarafında da ciddi sıkıntılar var.
Avrupa basketbolunda, özellikle de en üst düzey organizasyon olan EuroLeague seviyesinde, kendi
yarattığı gelirleri giderlerinden fazla olan (yani kendi yağıyla kavrulup kâr eden) kulüp sayısı sıfır!
Sistemin yapısal gerçekliği gereği, kulüplerin neredeyse tamamı yılı zararla kapatıyor. Ancak çok katı bütçe disiplini uygulayan Zalgiris ve ALBA Berlin gibi bazı kulüpler zaman zaman yılı başa baş (break-even) veya çok ufak bir kârla tamamlayabiliyor.
Düşük yayın gelirleri, yüksek oyuncu ve vergi maliyetleri, seyahat giderleri, sınırlı maç günü hasılatları,
kulüplerin en büyük sıkıntısı.
Euroleague seviyesinde takım kurmak başlı başına bir sorun. Son dört EuroCup şampiyonundan ikisi (Gran Canaria ve Bourg) ekonomik koşullar nedeniyle EuroLeague’e katılım haklarını kullanmadı. Bourg’un “Yıllar içinde adım adım inşa ettiğimiz yapıyı riske atamayız” şeklindeki ifadesi durumu özetliyor.
Hal böyleyken… Basketbol aklı “Bu sene namağlup şampiyon oluruz” ve “Alimpijevic az bütçeyle başarılı
olunacağını kanıtladı” seviyesinde olan Beşiktaş’ın gözü EuroLeague’de! Kendilerinin yarısı kadar bütçeli
Bourg’a EuroCup’ı kaptırdılar. O Bourg’un basketbol aklının istemediği EuroLeague’i, Beşiktaş’ın basketbol aklı istiyor!
Mevcut kadrolarıyla EuroLeague’de galibiyet almanın bile zor olduğunun… En az 20 milyon Euro’luk sezon bütçesiyle birinci sınıf takım kurulması gerektiğinin… Ve en önemli bu işin yapısal, organizasyon deneyimi gerektirdiğinin farkındalar mı acaba? Üstelik finalleri sürekli kaybederken!

ZEYNEP'İN KAÇIRDIĞI FIRSAT
Fransa Açık, son yılların en sürprizli büyük turnuvasıydı. Kariyerlerinin ilk grand slam zaferlerini kazanan
şampiyonlar çıkardı. 2000’lerden beri kıpırdanan ama bir türlü elit raket bulamayan Türk tenisi için de
tarihi fırsatlardan biri kaçtı.
Elemelerden finale yürüyen Maja Chwalinska; turnuva öncesi dünya sıralamasının 114. basamağındaydı.
Zeynep Sönmez ve takımı, favoriler birer birer yıkılırken ve Chwalinska mucizesi yaşanırken “Bu
fırsatı nasıl kaçırdık? Kadın tenisi bu kadar dengesizken biz bir yerlerde yanlış yapıyoruz ama nerede” diye düşünmüşlerdir herhalde!