İtalya son Olimpiyat ve Dünya Şampiyonu olduğu için favoriydi. Türkiye hem son yıllarda İtalya’nın en güçlü rakiplerinden biri hem de ev sahibi olduğu için favoriydi. Şampiyonu maç içindeki oyun ve oyuncu istikrarı, konsantrasyon ve baskıyla baş edebilme seviyesi belirleyecekti.
Grupta Polonya’ya yenilerek yarı finalde İtalya yerine Sırbistan ile oynamamızın şans mı tercih mi yoksa tesadüf mü olduğuna da siz karar verin. Benim aklım karışık! O yenildiğimiz Polonya madalya alamadan döndü ülkesine...
“Takımı sırtında taşıyan, yedeği olmadığı için dinlenemeyen Vargas’a eşlik edecek birini bulamıyoruz” demiştik ya. Yarı finaldeki Sırbistan maçında smaçörlerimizin toplam sayı katkısı 11’di. İki orta oyuncumuz Zehra ve Eda ise toplam 23 sayı üretti. Pasör Elif’in sayısını söyleyeyim: 5.
Bu; şu demek: Senin smaçörün pasörün kadar veya ondan biraz daha fazla sayı alıyorsa takımda ciddi bir problem var demektir.
Bu problemi İtalya gibi çok ama çok güçlü bir takım karşısında yaşamamak için smaçörlerimizin mutlaka ve mutlaka sayı katkısı yapması gerekiyordu. Veya yine orta oyuncularımızın eline bakacaktık. BU, işin hücum tarafı. Bir de savunma tarafı var. Egonu, Antropova ve Sylla gibi çok önemli silahları olan ve çok iyi servis atan İtalyanlara karşı çok iyi manşet alıp blok üretmek zorundaydık.
Ve belki de en önemlisi minimum hatayla oynamalıydık.
Kağıt üzerinde ağır favori olan İtalya’nın kazanma formülü çok netti: İyi servis at, nasılsa manşet alamıyorlar. Vargas’ı durdur. Arkada sağlam dur!
Birinci ve üçüncü sette onlar yüksek konsantrasyonla istedikleri her şeyi yaptı. Biz yapmamız gereken hiçbir şeyi yapamadık. İkinci ve dördüncü setlerde Santarelli’nin Derya ve Yaprak hamleleri “Aklın yolu bir. Daha önce neredeydin hocam” dedirtti; derli toplu savunma da oyunu ve setleri dengeledi. Tabi yine gizli silah Zehra ‘Güneş’ gibi parladı.
Ev sahibi olmanın asıl avantajı tie-break setinde devreye girecekti. Seyirci desteğiyle havaya giren Sultanlar arkasına bakmadan maçı bitirip kağıtta yazılı tüm istatistikleri çöpe gönderdi.
Ünvan korumakla kalmadı Los Angeles vizesi de aldı takım. Hiç göremediğimiz olimpiyat madalyasını sonuna kadar hak ettiğini de kanıtladı.
Atatürk, kızları ile gurur duyuyordur.