Maçı yorumlamaya başlarken birileri gibi sözde “kurucu” değil, “ebedi kalıcı önderimiz” yüce Atatürk’ün söylediği “Yurtta sulh, cihanda sulh” söylemini canlıların üzerine bomba yağdıran tüm katillere haykırmak istiyorum!

Oyun her iki takımın tam saha presi ile başlarken, Beşiktaş orta sahada trafiği kalabalıklaştırarak rakibin oyun kurmasını zorlaştırmaya çalışsa da ne kadar başarılı olduğu tartışılır. Galatasaray ise baskıda kazandığı topları savunmanın arkasına uzun oynayarak gol arayışıyla başladı.

Savunma sertliğinin üst düzeyde olduğu maçın ilk 30 dakikasında çıkan sarı kartlar ilerleyen dakikalarda gidişatı değiştirebilecek idari kararların da habercisi gibiydi. Özellikle 30. dakikadan sonra Galatasaray’ın oyundaki hakimiyeti ele alması sonucu bir Osimhen klasiği gole dönüştü.

Ligin devre arası transferlerine bakınca, en verimli takviyenin (Turbo) Barış Alper’i adeta yeniden kazanan Galatasaray olduğu çok açık. Turbo Barış’ın istediği zaman (!) açık ara ligin en güçlü ve formda oyuncusu olduğu bir gerçek. Bu özelliği ile ilk yarı soldaki görevini layıkıyla yapmaya çalıştı.

İkinci yarıda Beşiktaş’ın golden başka şansı kalmayıp da daha fazla hücum düşünmesiyle maç seyredilebilir bir hal aldı. Yukarıda söylediğim gibi, ilk yarıda çıkan kartların ardından, ikinci yarıda hakem için hasat zamanı başladı ve 63’te Sane ile Galatasaray bir kişi eksildi.

Bu vesileyle keşke imkân olsa da en ufak temasta kurşun yemiş gibi kendini yere atan futbolcular bir daha dönmemek üzere yeşil sahalardan uzaklaştırılabilse. Bu utanmazların yaptıkları bizler için maçları izlenilirlikten çıkarırken, hakemler açısından da maç yönetilemez bir hal alıyor. Umarım kendini yere atıp oyunu durduran ya da tedavi gören oyuncular için, birkaç dakikalık zorunlu oyun dışı kalmaları gibi bir kural çıkarılır da bu sahtekarlığı izlemekten kurtuluruz. Ayrıca yedek kulübesindekilerin ayağa kalkmalarına getirilmesi gereken yasak gecikiyor. Yakında birilerinin başı bu yüzden derde girecek, benden söylemesi!

İki takım arasındaki kadro-kalite farkı o kadar açık ki, Galatasaray’ın ikinci yarıyı bir kişi eksik oynaması maç genelinde hissedilmedi bile. Sıradan bir lig maçından öteye gidemeyen derbiden, lider almak istediği puanları aldı ve kaçtı.

Unutmayalım: Savaş ağlatır, spor güldürür.