ABD'nin futbol tarihi inişli çıkışlı ve kendine has bir hikaye. 19. yüzyılın sonlarında göçmenler aracılığı ile futbolla tanışan ülke, 1930'da yapılan ilk Dünya Kupası'nda üçüncü oldu. Sonra uzun süre uykuya geçip 1970'lerde yeniden kurulan lig ile Cosmos gibi takımların dünya yıldızı Pele, Beckenbauer ve Cruyff'u transfer etmesiyle büyük bir rüzgar yakaladı. Hatta bizden de milli kalecimiz Yasin Özdenak bu takıma transfer edilmişti.

Ancak bu proje de ekonomik nedenlerle 1984'te kapandı. 1994'te Dünya Kupası'nın ABD'de düzenlenmesi ve FIFA'nın bu turnuvayı ABD'ye verirken koyduğu şart gereği modern çağın futbol ligi MLS kurulmuş oldu. Devamında David Beckham, Thierry Henry, Zlatan Ibrahimoviç ve son olarak Lionel Messi gibi yıldızları ülke futboluna çekerek ülkedeki futbol kültürünü yükselttiler.

Bu büyük sıçramayla da ABD'de en popüler dördüncü spor dalı konumuna ulaştı. Ülkenin geleneksel branşlarının arkasında kalan futbol, buz hokeyini (NHL) geride bırakarak 'Büyük Dörtlü' (Big Four) olarak bilinen Amerikan spor hanedanlığına girmeyi başardı. Sıralama genel popülerlik ve izlenme oranlarına göre şöyle; Amerikan futbolu (NFL), basketbol (NBA), beyzbol (MLB) ve futbol (MLS)...

Dünkü ABD'nin, Avrupa'nın elit liglerinde oynayan oyuncularıyla olgun ve atletik bir jenerasyona sahip olduklarını gördük. Topu kazandıkları anda saniyeler içinde rakip kaleye gitmeyi hedefleyen, topu kaybettikleri anda şok pres uygulayarak rakibi hataya zorlayan ABD, nitekim her maçımızda olduğu gibi ilk dakikalarda golü atıverdi..

Bi̇ze gelince, nihayet Montella üçüncü maçta ideal kadroyu bularak(!) sahaya yedi farklı oyuncu ile çıktı. Dikine oynamayı hatırlayan bu 11 ile rakibin hücuma çok fazla dahil olan beklerinin ve stoperinin arkada büyük boşluklar bırakmasını iyi değerlendirerek, 'kaderin' bize 'nasip' ettiği golle bu sefer kazandık.

Maç sonu Montella'ya göre 'bin galibiyete bedel' bir zafer kazandık. Biraz daha Türkleşirse, bizlere Yahya Kemal Beyatlı'nın 'Akıncılar' şiirini ezbere okuyarak 'Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik; bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik' diyecek sanırım!

Oysa her galibiyet gibi bizleri tebessüm ettiren bu skorun, turnuvaya veda busesi olduğunu unutmadan, sağa sola beyhude demeçlerle ayar verme gayretinden vazgeçip yavaş yavaş arkasını toplama zamanı geldi. Bu vesile ile, TFF'nin başındaki Hacıosmanoğlu da kendisini unuttuğumuzu zannetmesin. Futbolcular kazanarak senden rol çaldı ancak biz yine de sana alışmayacağız ve Amerika tatilini bitirip döndüğünde bu köşeden hakkını ziyadesi ile alacaksın.