Canlarım, “adalet” dediğimiz şey, güçlüye değil mazluma kol kanat germelidir…

Yargı, kinle değil, vicdanla ve hukukun üstünlüğü ilkesine sadakatle çalışmalıdır…

Aksi halde mahkemeler birer zulüm mekânına dönüşür…

***

Kabul edilir ki suçsuz birini özgürlüğünden mahrum etmek; yalnızca onu değil: hepimizi tutsak etmek demektir...

Çünkü adaletin olmadığı yerde hiçbirimiz güvende olamayız…

Bugün Can Atalay, Osman Kavala, Ayşe Barım, Fatih Altaylı, yarın başka bir isim…

Eğer hukuk kişiye göre eğilip bükülüyorsa, aslında zincirler hepimizin bileğine vuruluyor...

O yüzden mesele sadece bir kişinin davası değil:

Hepimizin geleceğidir…

Canlarım, şunu unutmayın ki:

Bir ülkenin gerçek gücü, tankından topundan değil; adaletinden, vicdanından ve insanına gösterdiği merhametten gelir…

Eğer bu değerleri kaybedersek, koca bir ülke karanlıkta yolunu arayan bir topluluğa döner…

Soruyorum:

Biz gerçekten böyle bir ülkeyi mi hak ediyoruz?..

Yoksa adaletin, vicdanın ve merhametin hâkim olduğu bir ülkeyi mi?..

Cevabı birlikte vermeliyiz…

Çünkü adalet susarsa, zulüm konuşur…

İşkence altında

Masumiyeti değil, hastalıkları gerekçe gösterilerek ev hapsi ve yurt dışı çıkış yasağıyla tahliye edilen Ayşe Barım, savcının talebi üzerine yeniden tutuklandı

Bu olay bize şunu gösteriyor:

Eğer bir ülkede yargıyı adalet değil nefret ele geçirmişse

Vicdanlar cüzdanlarla yer değiştirmişse…

İnsanlar artık, eylemleriyle ya da söylemleriyle değil, kimlikleriyle yargılanıyor demektir…

Ve işte o anda bilinir ki:

Masumiyet işkence altındadır…

Kötü, çok kötü…

Vicdan sahibi herkesin “beraat”, en azından tutuksuz yargılanma beklediği duruşmada, Fatih Altaylı’nın tutuklu yargılanmasının devamına karar verildi…

Fatih’in beraatini değil de tutuklu yargılanmasını talep eden savcı ile, savcının talebini kabul eden yargıç, arkadaşımızın tarihten verdiği örnekle cumhurbaşkanını tehdit ettiğini ve korkuttuğunu iddia etmiş…

Unutmayalım:

Bir ülkenin muktedirleri emniyetlerini korkularına saklarsa, o ülkede dikta rejimi kaçınılmazdır…

Kötü, çok kötü…

Tek sığınacağımız güç Tanrı kaldı…

Ama galiba o da adaleti, kıyamet gününe erteliyor…

Umut da yok…

Fatih Altaylı beraat etmeden tahliye olsaydı, sevinebilecek miydiniz?..

Ben sevinecektim ama bu sevincim endişeli bir sevinç olacaktı çünkü…

Yarın yeniden tutuklanmayacağının hiçbir garantisi yoktu…

Örnek mi?..

En yakın, Ayşe Barım ve pek çok belediye başkanı…

Bu masum insanlar beraat etmeden bize huzur yok…

Umut da yok…