O kadar yüksek sesle konuşuyordu ki genç adam (sanırım 40’lı yaşlardaydı), istemesem de duydum söylediklerini: “Ne aşkı abi yaaa bu çağda aşk mı olur, aşk çok eskilerde kalan bir yalan…”

Bunu söyleyen genç adama yanıldığını söyleyecektim, vazgeçtim…

Ama aşka inananlar için bu konuda bir şeyler yazmaya karar verdim...

***

Fuzûlî, Leylâ ve Mecnun isimli muhteşem eserinde, aşkın bazen bir kişiden daha büyük, hatta insanın kendisinden bile büyük bir hakikate dönüştüğünü anlatır...

Bir insanın aşkı bitebilir... Yıllarca sevdiği birinden vazgeçebilir… Yollar ayrılabilir…

Hatıralar silikleşebilir... Peki… “Aşk” denilen duygu biter mi?..

Yani kişilerden kimileri için bitti diye yeryüzünden silinir mi?..

Aşk yine de yolunu bulur...

Aşk, yalnızca iki insan arasındaki bir ilişki değildir...

O, insan ruhunun en eski ve en güçlü hallerindendir...

Dünyada bir tek insan bile kalsa, yine bir başka insana gönlünü verebilir…

Çünkü aşk, insanın yaratılışına işlenmiş bir sır gibidir…

Tarih boyunca zengin kızların fakir delikanlılara, zengin delikanlıların yoksul kızlara aşık olduğu anlatılır... Aileler karşı çıkmış, toplum engeller çıkarmış, iktidarlar yasak koymuş ama…

Aşk yine de yolunu bulmuştur...

***

Bu hikayelerin en büyüğü belki de Leylâ ile Mecnun’dur…

Asıl adı Kays olan Mecnun’un babası (ki rivayete göre Halife Harun Reşid’in komutanlarından biridir), oğlunun bu aşk yüzünden perişan olmasından dolayı, Halife’ye dert yanar…

Harun Reşid, Kays’ı huzuruna çağırır ve ona Leylâ’yı gördüğünü, kara kuru çirkin bir kız olduğunu söyleyip, “vazgeç bu sevdadan” der… Kays’ın verdiği cevap, yüzyıllardır unutulmamıştır:

“Onu bir de benim gözümle seyredin Sultanım…”

İşte aşkın sırrı burada gizlidir… Çünkü aşkın gördüğünü mantık göremez... Başkalarının sıradan bulduğu bir yüz, aşığın gözünde dünyanın en güzel manzarasına dönüşebilir... Aşkın terazisi başka tartar

Aşkın tarihi biter mi?..

Bunun üzerine Mecnun’u iyileştirmesi için bir hekim görevlendirilir…

Fuzûlî, aşkın bütün felsefesini tek bir mısraya sığdırır ve Mecnun’a şöyle dedirtir:

“Aşk derdiyle hoşem, el çek ilâcımdan tabip, kılma derman kim, helâkim zehri dermanındadır…”

Yani, “Ben derdimden şikayetçi değilim, beni iyileştirmeye çalışma ey hekim... Çünkü senin bana vereceğin derman, beni öldürür…”

***

Aşk, bazen insanı yaralar ama kişi, o yaradan vazgeçmek istemez…

Çünkü…

Bazı acılar vardır ki insanın ruhuna anlam verir… Bu yüzden aşkın tarihi bitmez…

Leylâ değişir, Mecnun değişir, çağlar değişir, isimler değişir ama…

Bir insanın, başka bir insanı kendi gözleriyle görme arzusu hiç değişmez…

Ve galiba insanlık var oldukça, aşk da var olacaktır...