Cemal Granda 17 yaşından 29 yaşına kadar Dolmabahçe ve Çankaya’da Atatürk’ün hizmetkârlığını yaptı... 12 yıl hemen her masayı o kurdu... O hizmet etti...

1973 yılında Yade Kitap’tan, “Atatürk’ün uşağı idim” adıyla çıkan kitabın 341 – 342. sayfalarında...

Atatürk’ün, dönemin Yunanistan Başbakanı (Kurtuluş Savaşımız sırasında Yunanistan Ordu Komutanı) Venizelos’la buluşmasından önceki birkaç saati şöyle anlatıyor:

***

Venizelos’un geldiği gün Atatürk, kendisini eski köşkte kabul etti.

Bu ziyaret nedeniyle arkadaşlarıyla herhangi bir fikir yürüttüğünü hatırlamıyorum. Yalnız sabah giyinirken berber Mehmet’e takıldı:

“Mehmet, bugün Venizelos’un ayağına gideceğiz. Kendisiyle görüşeceğiz. Buna ne dersin?”

Atatürk berberiyle sık sık şakalaşırdı. Mehmet bir ara düşündükten sonra:

“Paşam, ben sizin yerinizde olsam ne gider ne de görüşürüm. Çünkü o millet, bizim Selaniğimizi (berber de Selanikliydi), toprağımızı, yerimizi aldı. Bu yetmiyormuş gibi, bir de Ankara’mızı almaya kalktı. Bütün bunlardan sonra siz onlarla dost gibi konuşacaksınız. Ben olsam yapmam.”

Atatürk, berberinin safça sözlerini dinlerken hiç kızmadı. Hatta onun samimiyetinden memnun bile kaldı.

“Bu memleket işidir. Bu yüzden dost olmaya, dost görünmeye mecburuz. Hem bunu yapmazsak tarih bizi affetmez…”.

Bahçeli bile bunu yapabiliyorsa

Son 40 yılımız, “Kürt Sorunu” olarak tanımlanan ama yanlış yöntemler denendiği için çözüm yerine çözümsüzlük üreterek geçti…

Bu süreç zarfında; sorunları çözmek yerine şiddet yoluyla, toplu katliam yaparak sorunu kördüğüme çeviren bir terör örgütü elebaşına: “bebek katili” diyen ve…

İdam edilmesi için sahnelerden yağlı urgan fırlatan Devlet Bahçeli, terörist katile bir yıl önce birden:

“Örgütün kurucu önderi” diyebilecek kadar büyük siyasi risk taşıyan MHP lideri, bu dönüşümüyle

Tepki çektiği halde ısrarlı ve kararlı…

Ben, Bahçeli’nin bu tavrına destek verdiğimi anlatabilmek için Büyük Atatürk’ün; “Yurtta sulh dünyada sulh” deyişini somutlaştıran işte bu harika buluşmayı hatırlatmak istedim...

***

İstiyorum ki; Büyük insan, Büyük komutan, Büyük Devlet İnsanı Mustafa Kemal Atatürk Türkiye’sinden... 500 yıl önceki, Padişah Yavuz dönemine sürüklenen bir ülke olmayalım...

Barış, dostluk ve kardeşlik

Bizim özlediğimiz Türkiye, kavganın değil; sevginin, nezaketin, kardeşliğin Türkiye’si olmalı…

Bizim hayalini kurduğumuz dünya; kimin hangi mezhepten ve etnikten olduğu ile değil, kimin insan gibi yaşadığıyla ilgilenmeli…

Şunu unutmayalım: ırkçılık ve dincilik birer hapishanedir….

O hapishane: İnsan ruhunu da toplumları da tutsak eder oysa barış, dostluk ve kardeşlik ise:

O hapishanenin kapısını açan anahtardır…

***

Soruyorum: Siz de artık kavga yerine barışı, nefret yerine sevgiyi, siyaset yerine insanı konuşmak istemiyor musunuz?..

İstiyorsanız; gelin, bu topraklara yeniden: kardeşliği, dostluğu, sevgiyi getirelim…