Bir sanayici bilir ki, sermaye ürkektir… Sermaye sadece fabrika kurabileceği yere değil… Fabrika kurduğunda, sermaye yatırdığında, adaleti de bulacağı yere gider…

Bu yüzden, bağımsız mahkemeler, tarafsız yargıçlar en az hukukçular kadar, sanayicinin de sigortasıdır…

Sanayici haklı rekabet için yargı devletlerini değil, adaletin tarafsız tecelli ettiği hukuk devletlerini tercih eder… Her yatırımcı: “Bu ülkede hakkım gasp edilmez, mülküm tehlikede değil” diye inanmak ve ikna olmak ister…

***

Bir üretici, finansman maliyetini hesaplayamıyor ise yatırım yapmaz…

Faiz oranı haftadan haftaya değişirse meselâ, hiç kimse 3 yıl vadeli yatırım plânlamaz…

O yüzden diyorum ki: Para politikası, siyasi değil bilimsel akılla yönetilmeli…

Merkez Bankası popülizmin sesi değil, bağımsız bir gerçekçiliğin sesi olmalı…

Sanayici ve ekonomi nasıl kurtulur

Bir ülkede sanayici iş insanının en büyük yükü enerji faturası...

Doğalgazda, elektrikte, petrolde öngörüsüz fiyat artışları üretimi boğar...

Bugün ucuz yarın pahalı” enerji politikası, sanayicinin korkulu rüyası…

Uzun vadeli anlaşmalar, yerli yenilenebilir kaynaklara yatırım ve sanayiye “enerji istikrarı garantisi” şart… Aynı şey hammadde için de geçerli…

Eğer sanayici çeliğe, kimyasala, plastiğe ulaşamıyorsa o ülkede üretim yapamaz…

Gümrük süreçleri hızlandırılmalı, ithalatçı değil üretici desteklenmeli...

***

İstikrarlı yürüyecek ekonomiler için vergi, cezalandırma değil, güvenin göstergesidir...

Vergide oran değil, vergide adalet önemlidir…

Kayıt dışı ile mücadele edilir, üreticiye nefes aldırılırsa, bütçeye katkı da kendiliğinden artar...

Sanayici iş insanının önünde değil, arkasında durmak

Devlet, yatırım yapan, istihdam yaratan sanayiciye “vergi tatili” veya yatırım indirimi gibi teşvikleri hedef odaklı vermelidir… Ve en önemlisi: Üretim kredileri uzun vadeli, düşük faizli, üretim garantili hale getirilmelidir… Sanayiciye güven, finansmana erişimle başlar…

Türkiye artık “ucuz iş gücü ile rekabet eden” bir ülke olmamalı…

Katma değerli üretim, ancak teknolojiyle, eğitimle, araştırmayla olur…

Meslek liseleri ile organize sanayi bölgeleri iç içe geçmeli…

Her OSB’nin içinde bir “teknoloji geliştirme merkezi” olmalı…

Çünkü geleceğin ekonomisi; zihinsel emek + dijital üretim + yeşil dönüşüm üçlüsüne dayanıyor…

Bir fabrikanın ruhsatı, teşviği, çevre izni, elektrik hattı aylarca sürmemeli...

Sanayici devletten şunu duymalı: “Sen üret, gerisini ben kolaylaştırırım…”.

Bir “Dijital Yatırım Platformu” kurulmalı; tüm izinler tek pencereden verilmelidir...

Devlet sanayicinin önünde değil, arkasında durmalıdır…

Yeniden sanayi devrimi…

Türkiye’nin geleceği tabii ki ihracattadır ama dışa bağımlı üretim modeli, krizlere en açık modeldir...

Haliyle, enflasyonla mücadelede öncelik ithal ikamesi üretmek olmalıdır...

Zira ihracat yapabilmek için yerli ara malı üretiminde artış şarttır…

Yerli üretim zinciri güçlendirilirse, döviz baskısı da azalır…