MHP lideri Devlet Bahçeli, dün Meclis grubunda yaptığı konuşmasının bir yerinde şöyle dedi:
“Kimse gitmezse ben İmralı’ya giderim…”.
Az sonra okuyacaklarınızı o açıklama üzerine yazdım…
Yazının başlığındaki soruyu cevaplayabilmek için ise önce; “Devlet Bahçeli için Cumhur İttifakı vazgeçilmez bir kader ortaklığı mı, yoksa yalnızca ihtiyaç oldukça kullanılan hesaplı bir araç mı?” sorularının doğru cevabını bulmalıyım…
Bazılarınız “Ama Bahçeli bu ittifakı çok savunuyor!” diyebilir…
Büyük ihtimalle bu açıklamasından sonra da yine savunacaktır çünkü şu anda bu ittifak, işine geliyor…
***
Bahçeli biliyor ki, Erdoğan’ın ittifaka olan ihtiyacı, çok daha fazla…
Yani, Bahçeli’nin bu ittifaktan doğan avantajları kaybolursa, o avantajların dezavantaja dönüşeceğini zannedenler yanılıyor…
Bahçeli’nin, Erdoğan’a o kadar ağır sözler ettikten sonra bir anda 180 derece dönüş yapıp iltifatlar yağdırması, misyonunun gereğiydi…
Misyonu için en yararlı ittifak Cumhur İttifakı’ydı ve ondan daha avantajlı bir ittifakın imkânı da ihtimali de yoktu…
***
Bahçeli’nin bugün Cumhur İttifakı’ndan elde ettiği avantajlar:
% 6-8 bandındaki bir oyla Türkiye siyasetinin kilit taşı konumunda…
Kamuoyu baskısı olmadan bürokraside nüfuz, kritik atamalarda söz hakkı var…
Yani az oyla büyük güç üretiyor: “Az ver – çok al…”.
Hangi ittifak Bahçeli için daha cazip olur
Bahçeli bu gücün daha fazlasını, başka bir ittifaktan elde edebilir mi ve böyle bir ittifak hangi koşullarda mümkün olur?..
Mesela: Cumhur İttifakı zayıflar, Erdoğan’ın liderliği güç kaybeder, CHP tek başına çoğunluğu alamaz, ama iktidara en yakın parti olursa… İşte o anda Bahçeli, CHP’ye bile:
“Benimle kurulan koalisyon sana Meclis çoğunluğunu getirir” diyebilir…
Bu durum, CHP’ye karşı kilit ortak olma gücünün yanı sıra, “sistemi koruyan devlet aklı” rolünün devamı sayesinde bakanlıklar ve kurumlar için daha geniş pazarlık alanı yaratır…
SÖZÜMÜN ÖZÜ
Bahçeli’nin bundan sonraki ittifak tercihinde: AK Parti’nin güç kaybetmesi ve/veya Erdoğan’ın artık oy taşımayan, yük oluşturan bir aktör hâline gelmesi rol oynar…
Çünkü canlarım, Bahçeli’nin siyasetinde “sadakat” mühimdir tabii ama: ehem olan, hesaptır…
Yani Bahçeli için Cumhur İttifakı bir kader birlikteliği değil avantaj sağladığı sürece devam eden bir güç ortaklığıdır…
Eğer yarın daha avantajlı bir ittifak imkânı doğarsa, Bahçeli bunu zerre tereddüt etmeden masaya koyar zira, Devlet Bey siyaseti kişisel duygularla değil, soğukkanlı bir devlet–güç hesabıyla yürütür…
***
Devlet Bey’in, MHP’nin 40 yıllık Öcalan’a karşı takınılan tavır politikasını bir günde değiştirmesi, bu strateji çerçevesinde gelişti…
Israrı da keza bu çerçevede sürüyor zira bu süreçte AK Parti: parçalanabilir…
Bahçeli’nin, Kürt Siyasi Hareketi’ne bakışına destek veren çok sayıda milletvekili AKP’den kopup MHP veya DEVA-Gelecek-SP ortaklığıyla hareket edebilir… Bahçeli bu oluşumlarla, kritik destek anlaşmaları sağlayabilir… CHP ile 2014’e benzer bir ittifak bile kurulabilir…
Yani canlarım; Bahçeli vizyoner değil ama misyoner olduğunu bir kez daha kanıtlamak üzere…