2016 yılı Nisan ayı… Muhalif bir siyasetçi, bir uçak yolculuğunda Demirtaş’ın yanına gider…

“Müthiş bir hava yakaladın… Silâh kullanma tekelinin devlete ait olduğunu kabul ederek, PKK’nın terör örgütü olduğunu söylersen, yeni Ecevit, hatta Türkiye’yi kurtaran adam olursun” der…

Aldığı cevap sadece üç kelimedir: “Beni yaşatmazlar abi!..”.

***

Gürkan Zengin’in, söylendiğinden 10 yıl sonra gündeme taşıdığı bu sözün gerçekten söylendiğini kabul edersem, üzerinde düşünmeye değer çok önemli bir sorum var:

Neden o günlerde değil de şimdi?..

Yoksa asıl mesaj Özgür Özel’e mi verildi?..

***

Sorunun cevabını merak ediyorum çünkü…

Demirtaş’ın, “beni yaşatmazlar abi!” dediği iddiasının gündeme getirildiği o günlerde Türkiye bence, son kırk yılın en önemli siyasi kararlarından birini veriyor:

“Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”, TBMM’de görüşülüyordu...

Niyet aramıyorum, tesadüf olabilir…

Bu hatıranın bugün ortaya çıkmasının ilk sonucu Özgür Özel’in kök yasa teklifine “evet” oyu vereceğini açıklaması oldu…

İkinci sonucu ise, Demirtaş’ın kamuoyundaki fotoğrafını değiştirdiği kanaatindeyim...

Çünkü bu cümle gerçekten söylenmişse…

Demirtaş’ın, örgütün emirlerini yerine getiren bir siyasetçi değil; örgütün baskısından kurtulmaya çalıştığında kendi hayatından endişe eden bir siyasetçi portresi çıkıyor…

***

Üçüncü ve çok daha önemli sonucu ise PKK ile Kürt siyasetini birbirinden zihinsel olarak ayırmasıdır…

Eğer bir Kürt siyasetçi, kendi siyasi iradesini kullanması halinde “beni yaşatmazlar” diyorsa…

Orada artık demokratik siyasetten değil, silâhın siyaset üzerindeki vesayetinden söz ediyoruz demektir…

***

Öcalan’ın ısrarla “Kök Yasa” dediği ve Meclis’te kabul edilen kanunun tarihî anlamı, bana göre burada başlıyor… Türkiye’nin başarısı birkaç bin silâhın teslim edilmesi değil...

Asıl başarı, silâhın siyaset üzerindeki hükümranlığının sona ermesidir…

Kürt yurttaşlarımız adına kimin konuşacağına Kandil değil, seçmen karar vermelidir…

Ama bunun bir de Ankara’ya düşen tarafı var.

Sözümün özü canlarım

Terör örgütünün katillerini affeden Devlet, silâha bulaşmamış insanları düşüncelerinden, sözlerinden, siyasi tercihlerinden dolayı cezalandırmamalıdır…

Çünkü Kandil’in sopasını kaldırıp yerine Devletin sopasını koyarsanız, demokratikleşmiş olmaz; sadece vesayetin sahibini değiştirmiş olursunuz…

***

Barış, sadece silâhların susması değil

Barış, insanların artık “Beni yaşatmazlar” demek zorunda kalmadıkları bir ülke kurabilmektir…

Barışın bir ayağı silâhların susmasıysa…

Diğer ayağı mutlaka adalettir…