Fatih Altaylı, kısa bir süre önce Bodrum’daki lüks segment turizmi değerlendirmiş ve…

Bir otel genel müdürünün “Bu sezon en iyi sezonumuz” dediğini aktarmıştı...

Bu lüks mekanların hınca hınç dolu olduğuna dair tespiti eleştirilince, Bodrum sokaklarındaki esnafla ve yerel dükkan sahipleriyle yaptığı görüşmeleri içeren yeni bir yazı daha kaleme aldı…

Esnaf kendisine, “Fatih Bey, lüks mekanların ful çektiği doğru ama bizim tarafta yaprak kımıldamıyor, siftahsız kepenk kapatıyoruz” diyor…

***

Ortada bir çelişki yok…

Bodrum, Türkiye ekonomisinin küçültülmüş fotoğrafıdır…

Bir tarafta enflasyondan korunabilen; serveti dövizle, altınla, gayrimenkulle büyüyen yaklaşık yüz bin kişilik bir kesimin olduğu sır değil…

Onlar fiyatlara bakmıyorlar…

Çünkü fiyat artışları onların gelirlerini ve harcama güçlerini aşındırmıyor...

Diğer tarafta ise tatil için aylarca para biriktiren, restorana girmeden önce menüye bakan, çocuklarına dondurma alırken bile bütçesini hesaplayan milyonlarca aile…

Bir de bu ailelerin harcamasına muhtaç esnaf…

Sadece güneşli tarafa bakmak iyi niyet midir?..

Kim ki size ekonominin sağlığını, lüks mekanların doluluğuyla kanıtlamaya çalışıyor…

Ona, “Orta gelirli aileler bırak tatile çıkmayı, eylül ayının başında maaşlarını almadan, çocuklarının eğitim masraflarını karşılayabiliyorlar mı?” diye sorun…

“Emekli, torununa bir tost ısmarlayabiliyor mu?..”

“Esnaf kazandığı parayla kirasını, vergisini ve çalışanının ücretini ödeyebiliyor mu?..”

Cevap “hayır” ise…

“Birkaç pahalı restoranın dolu olması refah göstergesi değil, gelir dağılımındaki bozulmanın kanıtıdır” deyin, yürüyün gidin…

***

Sağlıklı ekonominin göstergesi, sadece zenginlerin ne kadar harcadığı değil…

Milyonların harcama imkanına sahip olup olmadığıdır…

Para küçük bir grubun elinde toplandığında, tüketim de belirli adacıklara sıkışır...

Lüks mekanlar dolar, fakat çarşı kurur...

Oteller astronomik fiyatlara oda satar, pansiyonlar boş kalır...

Servet büyürken piyasa küçülür...

Sözümün özü canlarım

Bodrum bugün iki ayrı Türkiye’yi aynı sahilde buluşturuyor: Birinde güneş parlıyor, şampanyalar açılıyor… Diğerinde esnaf yaklaşan borç fırtınasını seyrediyor…

İktidar yalnızca güneşli tarafa bakarsa “ekonomi iyi” diyebilir… Ama bir ülkenin gerçeği, en zengin yüz bin kişinin masasında değil; siftahsız kepenk indiren milyonların kasasında yatar…

***

Bodrum’un aynasında görünen manzara Türkiye’de paranın bitmediğini gösterse de…

Bu para, halkın elinden çekilip çok küçük bir azınlığın elinde toplanan paradır...

Padişahların saraylarda ihtişam ve israf içinde yaşadığı dönemlerde halk bilgelerinin:

“Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar” dediklerini unutmayın…