Gazetelerin manşetlerine bakıyoruz... Bir tarafta şöhretini kullanarak insanları aldattığı iddia edilen sanatçılar... Diğer tarafta devletin verdiği yetkiyi kişisel servete dönüştürdüğü konuşulan bürokratlar...
Bir başka köşede, gücünü millet adına değil, kendisi adına kullanan siyasetçiler...
Her yeni skandalda aynı cümleyi kuruyoruz:
“Bu da mı böyle çıktı?..”
Oysa, Mevlânâ’nın asırlar öncesinden gelen, “Havuza su taşıyan borular kirliyse, havuzun suyu temiz olur mu?” özlü deyişini bilenler için bu soru yanlış...
Çünkü...
***
Parlamento başka bir gezegenden inmiyor...
Ünlüler dünyası gökten düşmüyor...
Üst düzey bürokrasi laboratuvarda üretilmiyor...
Hepsi bu toplumun içinden çıkıyor...
Aynı okullarda büyüyor, aynı değerlerle yetişiyor, aynı mahalle kültürünü soluyor...
Sonra o insanlar, farklı borulardan geçerek devletin, sanatın, siyasetin ve medyanın havuzuna akıyor...
Borular kirliyse, havuzun suyunu suçlamak neyi değiştirir?..
Diyebilirsiniz ki “Asıl soru ne peki?..”
Bence asıl soru şu:
Toplumu kirleten nedir?..
Çocuklarına dürüstlükten söz edip torpil arayan aileler mi?
Hak etmediği şeyi elde etmeyi “uyanıklık” sayan anlayış mı?
Başarıyı emekle değil, bağlantıyla ölçen düzen mi?
Yoksa güçlü olanın her zaman haklı olduğuna inanılan kültür mü?..
***
Canlarım, güç insanı değiştirmez; insanın içindekini görünür hale getirir...
Vicdanlı birinin elindeki güç adalete, vicdansız birinin elindeki güç ise istismara dönüşür...
Bu yüzden mesele yalnızca kötü siyasetçi, kötü bürokrat ya da kötü sanatçı değildir...
Asıl mesele, onları alkışlayan, mazur gören, “Bizimkisi yaparsa sorun değil” diyen toplumsal zihniyettir...
Sözümün özü canlarım
Toplum değişmeden kurumlar kalıcı olarak değişmez…
Borular temizlenmeden havuz temiz kalmaz…
Artık, başkalarını suçlamadan önce aynaya bakmanın zamanı gelmedi mi?..
Çünkü bir ülkenin geleceğini sadece seçtikleri değil, yetiştirdiği insanlar belirler...
Ve unutmayalım:
Kirli borulardan berrak su akmaz ama...
Boruları temizlemeye karar veren toplumlar, sonunda havuzlarını da temizlemeyi başarırlar…
***
Mevlâna ile bitireyim: “Bilir misin neden gammaz değildir aynan?.. Kirini pasını silmemişsin de ondan...”
Eleştiriden korkmak, temiz aynadan korkmak gibidir…
Eleştiriden korkanlar, aynalarının kirini pasını o nedenle silmezler…