Meğer köprü ve otoyollar kiraya verilmiyor, vatan satılıyormuş ama… Benim haberim olmamış…
Şaka yapmıyorum… Köprü ve otoyolların kiraya verilmesini “özelleştirme” diye tanımlayan…
Üstüne üstlük bir de:
“Erken seçim yapıp kazanmak için kaynak yaratacaklar” şeklinde haykıranlar var…
Kim bu “vatan satılıyormuş” gibi yaygara yapanlar?.. Söyleyeyim:
“Potansiyel iktidar” olduğu “genel kabul gören” muhalefet partileri ve muhalif gazeteciler…
- yüzyılınikinci çeyreğinde bu kafanın iktidar olması durumunda yaşanacakları düşündükçe…
Ruhumun ve aklımın mütemmimi haline gelen umudumu bile kaybediyorum…
***
Önce kavramı doğru koyalım canlarım… Ortada, klâsik anlamda bir özelleştirme yok…
Yani kamu malının mülkiyeti özel sektöre devredilecek değil...
Belirli bir süre için işletme hakkı devredilecek, başka bir ifadeyle kiralama yapılacak...
Bunu özellikle söylüyorum, çünkü… Tartışmayı doğru zeminde yapmak istiyorsak…
Önce neyin satıldığını değil, neyin ve kaç yıllığına kiralandığını bilmek zorundayız...
Özel sektör duyguyla değil, hesapla yatırım yapar
45 yıl önce dönemin hatırı sayılır özel sektör şirketlerinden birinde genel müdürlük yapmış bir işletme iktisatçısı olarak diyorum ki:
Ben bu ihaleye girecek olsaydım, peşin ödeme şartıyla 5 milyar doların…
30 yıla yayılmış ödeme modeliyle ise 13 milyar doların üzerine bir dolar bile çıkmazdım…
Üstelik bununla da yetinmezdim… Kamu-özel iş birliği modeliyle yapılan köprü ve otoyollarda…
Özel sektör yatırımcılarının kendilerini güvenceye almak için sözleşmelere koydurdukları:
Fiyat, gelir ve benzeri garanti hükümlerinin tamamını ben de isterdim…
“Sen de amma vicdansızmışsın, milletini devletini hiç sevmiyormuşsun” demeyin…
Çünkü özel sektör duyguyla değil, hesapla yatırım yapar…
***
Şimdi geleyim meselenin siyasi tarafına… 2026 yılında dış ticaret açığının yaklaşık 110 milyar dolar olacağı tahmin edilen bir ekonomiden söz ediyoruz…
Böylesine büyük döviz ihtiyacı bulunan bir ülkede, bir defaya mahsus gelecek 5 milyar dolar neyi çözer?..
Cari açığı mı?..
Bütçe açığını mı?..
Enflasyonu mu?..
Borç stokunu mu?..
Hayır…
Tabii ki 5 milyar dolar küçümsenecek para değildir ama…
Türkiye ölçeğinde, hele yapısal ekonomik sorunların yanında, mucize yaratacak büyüklük de değildir…
Sözümün özü canlarım
Bu nedenle “bu kiralama seçim kazanmak için yapılıyor” iddiasını duyduğumda şaşırıyorum...
Bir seçim ekonomisi kurulacaksa bunun finansmanı, ölçeği ve sürekliliği gerekir...
Bir defalık kira gelirini devasa bir ekonominin seçim kazanma motoru gibi göstermek…
İktisadî analizden çok siyasi heyecan üretir…
Kısacası meseleye kızarak ya da alkışlayarak değil hesap makinesiyle bakmak gerekiyor...
Çünkü ekonomide rakamlar propaganda yapmaz…