Küresel siyasetin karar vericileri ve ekonominin başrol oyuncuları, kendi aralarında işte bu soruya cevap arıyorlar:

Dünyayı kim yönetiyor?..

Siyasi sivil hükümetler mi, yoksa perde arkasındaki istihbarat ağları mı?..

Bu sorunun cevabını ben de merak edenlerden olduğum için, bugün kendi kanaatimi sizlerle paylaşacağım…

***

Bence ülkeleri yönetenleri, istihbaratçılar yönlendiriyor...

Bu görüşümü ister sevin ister “ürkütücü” bulun ama bunun, çağımızın gerçeği gibi göründüğü konusunu etraflıca düşünün…

***

Bu gerçeği kabul ederek diyorum ki, önümüzde iki yol var:

Ya istihbaratın birleştirici gücü sayesinde kalıcı ve güçlü bir dünya barışı kurulacak…

Ya da gizli operasyonlar, vekâlet savaşları ve stratejik hamleler bizi 3. Dünya Savaşı’na, yani “küçük kıyamet” dediğim felâkete sürükleyecek…

Perde arkasındaki akıl

28 yıldır partisinin başında olan Devlet Bahçeli, PKK terör örgütü ve Abdullah Öcalan’la en sert kavgayı yürüten liderlerden biri değil miydi?..

Öyleydi…

İyi de ne oldu ki birdenbire, “Öcalan’la görüşülmeli” diyen bir noktaya geldi...

Hatta, son 28 yıldır “bebek katili, idam edilsin” diye çığlık çığlığa miting meydanlarını çınlattığı Öcalan’a, “örgütün (PKK) kurucu önderi” sıfatını yakıştırdı…

***

Benim kanaatime göre bu dönüşümün arkasında, MİT’in eski müsteşarı Şenkal Atasagun’un etkisi var...

Yani siyasetin görünen yüzü değişmedi; perde arkasındaki akıl değişti...

Fidan desteği kimden aldı

Aynı şeyi, Dışişleri Bakanı olarak yaptığı son açıklamada Hakan Fidan’da da gördük…

Meğer, Erdoğan ve destekçisi yazarlar yıllardır bizi kandırıyorlarmış…

Kaan uçağı, henüz motoru olmadığı için üretilemiyormuş…

Çünkü ABD, Türkiye’ye uyguladığı yaptırım nedeniyle Kaan’da kullanılacak motorları vermediği gibi…

Üretim yapmamızı sağlayacak lisanlarını da vermiyormuş…

***

Fidan bu dürüst açıklamayı yaparken sadece kendi bilgisinin değil; MİT eski Müsteşarı olarak, yıllarca iletişim halinde olduğu CIA’den gelen analizlerin de etkisinde kalmamış olabilir mi?

Sözümün özü canlarım, benim kanaatim şu: Hakan Fidan’a o konuşmayı yaptıran, sadece Türkiye’nin çıkarları değil, Türkiye’yle beraber çalışan küresel istihbarat ağlarının bilgi ve yönlendirmeleri…

Bunu neden söylüyorum?

Çünkü siyasette “bir gün düşman, ertesi gün dost” görüntüsü sadece duygusal değişimle açıklanamaz...

Siyaset, istihbaratın ürettiği bilgi ve analizlerle yönlendirilir...

İstihbaratın dili ise “görünmez”dir; perde arkasında kalır ama etkisi hissedilir…

***

Peki, çözüm ne?

Umarım, istihbaratın bu bi gi ve gücü, dünya barışı için kullanılabilir...

Eğer istihbarat ağları çatışmayı değil, uzlaşma, iş birliğini tercih ederse…

İnsanlık belki de ilk defa küresel barışa bu kadar yaklaşabilir…

Ama eğer istihbarat, rekabeti tırmandırır ve…

Vekâlet savaşları büyürse, 3. Dünya Savaşı da kapının eşiğinde demektir…

En etkin kazık

Erdoğan’ın eski bakanları Davutoğlu, Babacan ve DEM Eş Başkanları ile yan yana görüntülendiği fotoğrafı, iktidar yandaşları gibi yorumlamadım çünkü, hayat bana şunu öğretti:

“Politikada en etkili kazık rakipken saldırıyla değil, yakınken sevgi gösterileri arasında atılır…”.