TÜSİAD Başkanı Orhan Turan geçen hafta, aslında herkesin kalbinden geçen şeyi söyledi:

“Makroekonomik istikrarın en büyük belirleyicisi, düşük enflasyondur. Mesele sadece enflasyonu düşürmek değil, mesele bunu kalıcı hale getirebilmektir...”.

***

Bakın, son iki yılda sanayici, tüccar, esnaf, memur, emekli herkes aynı cümleyi kuruyor:

“Artık maliyetlere yetişemiyoruz...”.

Orhan Turan:

“Sanayiciler hem yüksek finansman giderlerini hem de talebin yavaşlamasını hissetti” derken de:

Bir yandan kredi faizlerinin yükseldiğine, diğer yandan insanların artık alışveriş yapamadıklarına dikkat çekiyordu... Çok kısa tercümesi ise (Bence) şöyleydi:

“Enflasyonla mücadele edilirken üretici nefes alamaz hale geliyor...”.

***

TÜSİAD Başkanı diyor ki: “Doğru para politikası önemlidir ama tek başına yeterli değildir…”.

Bu söz çok kıymetli çünkü bize şunu anlatıyor:

Eğer sadece Merkez Bankası’nın faiz hamlelerine, rezerv müdahalelerine bel bağlarsak, enflasyonu kalıcı olarak düşüremeyiz...

Ne gerekiyor?.. Tabii ki yapısal adımlar:

Yani, hukukun üstünlüğü ilkesine yeniden dönüş yapmak… Yani, yatırım ortamında öngörülebilir olmak... Yani eğitimde nitelik... Yani dijital dönüşüm...

Ve en önemlisi, Devlete ve ekonomiye güven...

Uyarı değil çağrı

Evet, enflasyon yüzde 75’lerden 30’lara indi ama, Orhan Turan’ın da dediği gibi:

“Önümüzde zorlu bir yol var...”.

Çünkü halkın hissettiği enflasyon hâlâ çok yüksek...

Market rafındaki fiyatlar, kira artışları, kredi kartı borçları hâlâ insanın ruhunu sıkıyor...

Bir toplumda fiyatlar hızla artarken, kimse uzun vadeli plân yapamaz...

İnsan geleceğini göremez ise, umut da yatırım da kaybolur...

***

Orhan Turan’ın bu konuşması aslında bir uyarıdan çok:

“Ekonomiyi sadece faizlerle değil, akılla, adaletle ve güvenle yönetelim; para politikası geçicidir ama güven politikası kalıcıdır” çağrısıdır…

Sanayici üretmek, genç çalışmak, vatandaş emeğinin değerini görmek istiyor...

Ve eğer bu yapısal adımlar atılırsa, Türkiye sadece düşük enflasyon değil, yüksek refah da yakalayabilir...

Sözümün özü

Bana göre, TÜSİAD Başkanı’nın bu sözleri bir “şikâyet” değil; bir “rehber…”.

Ekonomiyi düzeltmenin yolu, parayı değil aklı yönetmekten geçiyor…

Ve unutmayın: Kalıcı refahın temeli düşük enflasyon değil, adil paylaşımdır…

Yani, ilkel ve çağdışı bir liberal kapitalizmden:

Liberal demokrat sosyalist felsefeye geçiştir…

***

Bu arada hatırlatayım, 1929 büyük buhranını çözen ekonomi dehası John Maynard Keynes:

“Ürün için yeterli talep oluşmadığında Devlet, üreticiye yönelik çeşitli para politikaları oluşturarak gereksiz işsizliği önleyebilir” (Keynesyen Para Teorisi) demişti...

Mehmet Şimşek ise tam tersini yapıyor…