Türkiye’de enflasyon tartışmaları neredeyse mevsimsel bir döngüye dönüştü...
Kış gelir: fiyatlar artar… Yaz gelir: geçici rahatlama olur... Sonra aynı hikâye yeniden başlar…
Bu döngüyü yalnızca “hava şartları” ile açıklamak, ekonomik analiz değil, mazeret üretmektir…
Oysa yıllar önce örtü altı tarımı teşvik eden, arz kaynaklı fiyat dalgalanmalarını sınırlamayı hedefleyen politikalar gündeme gelmişti ama süreklilik sağlanamadı… Programlar kişilere bağlı kaldı, kurumsallaşamadı…
Türkiye’nin temel problemi, politikaların devamsızlığında yatıyor...
***
Mehmet Şimşek’in temsil ettiği neoliberal yaklaşım piyasa disiplinini önceleyen bir model ancak…
Türkiye gibi üretim plânlaması zayıf, tarımsal arzı kırılgan bir ekonomide yalnızca para politikasıyla sonuç almak sınırlıdır zira enflasyon sadece parasal bir olgu değildir…
Aynı zamanda üretim, lojistik ve plânlama meselesidir…
Türk toplumu artık, sağlıklı yönetimlerin pusulası olan eleştirinin düşmanlık değil, dostluk olduğunu kabul etmelidir…
Bugün ihtiyaç duyulan şey, geçmişten ders çıkaran bir ekonomi aklıdır…
Kişilere göre değişmeyen, kurumsallaşmış politikalar üretmek ve uygulamak zorundayız...
Çünkü enflasyonun mevsimi olmaz ama iyi politikanın kalıcı etkisi olur… Ve hâlâ geç değil…
Berat Albayrak’ın hakkını teslim etmeliyiz
Ekonomiden sorumlu Bakan olduğu dönemde, Berat Albayrak’ın MCKinsey’le yaptığı anlaşmayı doğru bulmuş, MCKinsey ile yaptığı sözleşmeyi iptal eden Başbakan Erdoğan’ı ise eleştirmiştim…
Berat Albayrak ise MCKinsey’e karşı yazılar yazan, yorumlar yapanlar için şöyle demişti: “MCKinsey’e karşıtlık algısı cehalettir, cehalet değilse ihanettir…” Açıklamasına destek amacıyla: “Berat Albayrak’a sempati duymayabilirsiniz ama uygulamak istediği ekonomik politikalara destek vermekten başka şu anda hiçbir alternatifimiz yok” diye yazmıştım…
Berat Albayrak dönemine dair çok eleştiri yapılabilir, yapılmalıdır da ancak… Hakkını teslim etmek gerekir ki, bazı alanlarda yapısal arayışı vardı...
“Örtü altı tarımı teşvik” ile tarım ve arz güvenliği bunlardan biriydi...
Bugün ise aynı sorunları konuşuyor olmamız, çözümlerin yarım bırakıldığını gösteriyor… Merkez Bankası üzerinde hiç etkisi olmadığı halde, Erdoğan’ın Merkez’e müdahalelerinin olumsuz etkisinin günahları, Berat Albayrak’ın sırtına yüklendi…
Hiçbirimiz yanılmayacağız
Sosyal medyada Yeni İçişleri Bakanı’na duyulan öfkenin birinci sebebi, Atatürk düşmanlarına duyduğu muhabbet…
Öncelikle şunu kabul etmeliyiz: hiç kimse Atatürk’ü sevmeye mecbur değil ama…
Herkes O büyük insana, O yüce Lider’e saygı duymaya mecbur…
Onu sevmeyeni anlayabilirim fakat O’na saygısızlık eden kişi benim için, iffetsiz bir erkek ya da kadından farksızdır… Umarım, Yeni Bakan en kısa zamanda, Atatürk’e duyduğu saygıyı, kamuoyuna, gerekçeleriyle birlikte açıklayacaktır…
Ya açıklamazsa?..
Bugüne kadar hiç yanılmayan tarih, yeni İçişleri Bakanı’nın geleceği konusunda da hiçbirimizi yanıltmayacaktır…