Bir hastane açılışında, bir fıkraya “bir Kürt kadını” diye başlayan Rahmi Koç, doktorun cinsiyetini söylemedi… Belki o doktor da kadındı…
Belki hastasını muayene etmek amacıyla: “Perdenin arkasına git ve soyun” demişti…
Kadın belki doktor yüzü görmemiş bir köylüydü… Belki muayene kültürü(!) yoktu…
Ve belki de nasıl soyunacağını öğrenmek için önce kadın doktorun soyunmasını istemişti…
Rahmi Bey’in çok bilinen ama o anlatınca ünlenen fıkrasından mülhem, bir fıkra da benden…
***
Adamın biri yolda yürürken “ben böyle hükümetin taaaa….” diye başlayıp devam etti…
Polis adamı yaka paça cürmü meşhut mahkemesine götürdü…
Hakim, adama “hükümetimize küfrettin mi?” diye sordu…
Adam “evet ama bizim hükümete değil” dedi…
Hakim bu defa polise döndü: “Polis evladım, vatandaş bizim hükümete küfretmemiş…”
Polisin cevabı çok tanıdıktı:
“Ben hangi hükümete küfredileceğini bilmem mi Hakim’im…”
Tamam tamam...
Bu Kürt kadının “önce sen soyun” dediği doktorun kadın olma ihtimali fantezi olsun…
Çünkü doktor da kadın olsaydı fıkra olmazdı… Peki… Rahmi Bey “Kürt kadın” yerine fıkraya “Fadime” ya da “Ramize” diye başlasaydı o kıyamet kopar mıydı?..
***
Sorum şu: Bu durumda güldüğümüz şey Kürt olmak mı?.. Hastanın kadın, doktorun erkek olması mı?..
Bence hayır… Bence pek çoğumuzun burada güldüğümüz şey insan cehaletinin evrenselliği...
Çünkü dünyanın her yerinde bilgi boşluğu varsa, komplo teorisi gelip o boşluğu doldurur…
Bir şeyi bilmiyorsan... Mutlaka bir şey uydurursun…
Mizah, yara üzerine sürülen merhem gibidir
12 Eylül askeri darbe döneminde, doğum kontrolü için 3 çocuk ve daha fazlasını doğurmuş olan bölge kadınına takılan spirali, kocaları “telsiz mikrofon” zannetmişlerdi?.. Devlet, kadınlara taktığı mikrofonla köydeki “terörist” kocaları dinleyecekti…
İşte o adamın torunu bugün:
“Telefonumu uzaylılar dinliyor” diye komplo teorisi üretiyor?..
“Komşumun kedisi ajan çıktı” diyen necip yurttaşlarımız yok mu?..
“Mahalledeki güvercinler aslında istihbarat örgütüne çalışıyor” diyen komşunuz olmadı mı?..
***
İnsanlara bilgi verilmezse...
Sorular cevaplanmazsa...
Cehalet yalnız bırakılırsa...
Ortaya bazen komik, bazen de çok tehlikeli sonuçlar çıkar…
Ve bazen toplumsal sorunlar ancak gülerek anlatılabilir…
Ve bazı yaralar vardır ki... Mizah, onların üzerine sürülen merhemdir…
***
Kaç gündür şu soruya cevap arıyorum.
Fıkrayı anlatan Rahmi Bey mi münasebetsizlik yapmıştı?.. Yoksa anlayıp dinlemeden ona:
“Münasebetsiz” diyen radikal tahammülsüzler mi?..