“Bir ülkede sanat ve edebiyattan daha çok siyaset konuşuluyorsa, o ülke üçüncü sınıf bir ülkedir...”.
Kimin söylediğini bilmediğim ama tamamen katıldığım sert bir söz…
Lakin, üzerinde düşünmeye değer... Çünkü... Gelişmiş toplumlarda siyaset, hayatın tamamı değildir…
Hayatı daha güzel yaşayabilmenin araçlarından sadece biridir...
***
Gelişmiş toplumlarda insanlar roman konuşur… Tiyatro konuşur… Sinema, müzik, bilim, felsefe konuşur…
Yeni bir ressamı, genç bir yazarı, iyi bir filmi tartışırlar...
Bizde ise sabah siyasetle uyanıyoruz… Öğlen siyaset… Akşam siyaset…
Televizyonda siyaset, kahvede siyaset, sofrada siyaset…
Peki neden?..
Çünkü siyaset, hayatımıza gereğinden fazla müdahale ediyor ve haliyle…
Onu konuşmak zorunda kalıyoruz...
Hukuktan endişeliyiz, siyaset konuşuyoruz...
Geçinemiyoruz, siyaset konuşuyoruz...
Çocuğumuzun geleceğinden korkuyoruz yine siyaset konuşuyoruz...
Bence mesele halkın sanatı sevmemesi değil…
Mesele, siyasetin insanlarda sanatı düşünecek huzur bırakmamasıdır...
***
Bir ülkenin gerçek zenginliğinin sadece kişi başına düşen gelirle ölçülemeyeceğini...
İnsanların şiire, romana, tiyatroya, müziğe ayırabildiği zamanla da ölçülmesi gerektiğini, 35 yıldır anlatmaya çalışıyorum...
Çünkü...
Kötü yönetilen ülkelerde siyaset büyürken insan hayatı küçülür...
İyi yönetilen ülkelerde ise siyaset küçülür, insan hayatı büyür...
Ve bence Büyük Atatürk’ün hedef gösterdiği “muasır medeniyetler” budur…
Sözümün özü canlarım
Muasır medeniyet; siyasetin hayatımıza hükmettiği değil, insana hizmet ettiği düzendir...
Neyse...
Melih Gökçek’in savcılığa sakız çiğneyerek gittiğini duydunuz mu?..
Çok büyük suç...
Tutuklanmalıydı...
Demek ki neymiş?..
Devlet Bahçeli’nin “seçim sistemini ve siyasi partiler kanununu değiştirmek lâzım” deyişi, iktidar ve muhalefet destekçileri tarafından, cumhurbaşkanlığı seçimindeki %50+1 barajının %40’ın altına çekilmesi olarak yorumlandı…
Ben ise o açıklamanın cumhurbaşkanlığı seçim sistemiyle değil…
Parlamento seçimleri ve ittifaklarla ilgili olduğunu savundum…
Dünkü NEFES’in internet nüshasında “MHP’den iktidara ittifak uyarısı: Birinci parti olacağının garantisi var mı?” başlıklı haberini okuyunca:
Yanılmadığımı gördüm…