TRT 1’de yayınlanan bir filmde bir baba (Erdal Özyağcılar oynuyordu), kızına şöyle diyordu:
“Değiştiremeyeceğin bir konuda ümit etme, boş ver…”
O cümle beni derinden yaraladı çünkü… İnsanı ayakta tutanın yalnızca işi ve aşı değil; yarına dair umudu olduğuna inananlardanım... Umudu elinden alınmış bir insan bir süre sonra yaşamaktan da vazgeçer… Ve O filmdeki baba kızına, ‘mücadele etme, sorgulama, kabul et’ tavsiyesinde bulunuyordu…
Kötü bir replikti yani…
***
Bu yüzden; toplumun birlik duygusunu, birbirine olan güvenini ve geleceğe dair umudunu yıkmaya çalışan her sözün ve her davranışın…
En ağır toplumsal suçlardan biri olduğunu düşünüyorum…
Bir ülke, fabrikalarını yeniden kurabilir; yollarını yeniden yapabilir, ekonomisini yıllar içinde toparlayabilir ama… Kaybettiği güveni ve umudu yeniden inşa etmek nesiller sürer...
En büyük toplumsal yıkım da bu olacak...
Halen gözaltında tutulan müzisyen Haluk Levent hakkında çeşitli iddialar konuşuluyor… Bu iddiaların doğru olup olmadığına karar verecek olan mahkemelerdir... Hiç kimse hakkında peşin hüküm verilemez ancak… Eğer bu iddialar doğru çıkarsa, ortada sadece maddi bir suç olmayacak...
Çünkü milyonlarca insan, yaptığı yardımı aslında bir kişiye değil, iyiliğe emanet etti…
Bir çocuğun gülümsemesine… Bir hastanın yaşama tutunmasına… Bir annenin duasına inandı…
***
Eğer bu güven kötüye kullanıldıysa, sadece bağış yapanlar değil…
Yarın bir gün, gerçekten yardıma muhtaç olacak insanlar da bu yolsuzluğun bedelini ödeyecek...
Çünkü insanlar artık elini cebine atmadan önce şüphe duyacak...
En büyük toplumsal yıkım da bu olacak…
Para yeniden kazanılır... Kayıp mal yerine konur ama...
Kırılmış güvenin ve söndürülmüş umudun telafisi yok...
Haluk Levent veya benzeri bir başka ünlü, bir kez umutları kırdı mı…
İnsanlar yalnızca bir kişiye değil, birbirlerine de yabancılaşmaya başlar…
***
Belki de mahkemeler suçları kanunlara göre cezalandırır ama…
Vicdanın mahkemesi başka türlü hüküm verir…
Çünkü vicdan bilir ki; bir insanın cebinden para çalmak onu fakirleştirir; fakat kalbinden umudu çalmak bütün toplumu yoksullaştırır…
Ve unutmayalım canlarım...
Bir çocuğun gözlerindeki ışığı söndüren, bir annenin duasını şüpheye dönüştüren, bir yaşlının:
“İnsanlık ölmemiş” cümlesini boğazına düğümleyen kişi, yalnızca bir suç işlemiş olmaz…
İnsan olmanın en kıymetli hazinesine de dokunmuş olur...
Çünkü bu dünyada en ağır hırsızlık, cüzdan çalmak değil…
İnsanın geleceğe inanma cesaretini çalmaktır…
Ve bir milletin umudu öldüğünde, geriye:
Ayakta duran insanlar değil; yalnızca yürüyen gölgeler kalır…