Farklı görüşte iki kişi neden tartışır?.. Amaç nedir?..
Gerçeği bulmak mı?..
Karşı tarafı yenilgiye uğratmış olma görüntüsü vermek mi?..
***
Çoğunluk bu soruyu:
“Gerçeği bulmak olmalı” diye cevaplayacaktır... Ama…
Televizyon ekranlarındaki konuşan kafaları dinlediğinizde…
Asıl amacın karşı tarafı aşağılamak olduğunu anlarsınız…
Zira o tartışma (Aslında kavga) anında söylenen sözlerin doğru olup olmaması ne tartışanlar için ne de izleyenler için önemlidir... Çünkü hedef, hakikat değil; rakibi küçük düşürmektir…
***
Türk siyasetinde de ne yazık ki son yıllarda buna benzer bir tablo görüyoruz...
Ekonomiyi, eğitimi, hukuku, tarımı, gençlerin geleceğini konuşmak yerine:
“Kim kime ne dedi?.. Kim kimi aşağılayacak?.. Kim daha sert bir cümle kuracak?..” yarışına giriliyor…
Çünkü hakaret, çözüm üretmekten daha kolay…
Nasıl bir seviye?..
İnsanlara umut vermek, proje geliştirmek, yanlışlarını kabul etmek: emek ister...
Rakibi kötü göstermek ise çok daha az çaba gerektirir…
Üstelik sosyal medyada akılcı cümleler değil, öfke daha hızlı yayılır…
Sakin olanlar değil bağıranlar daha fazla dikkat çeker…
***
Oysa demokrasi, rakibini susturma değil; farklı fikirlerle ortak çözüm üretebilme sanatıdır…
Siyasetin görevi ise, mahalle kavgasını televizyon ekranlarına taşımak değil, vatandaşın hayatını kolaylaştırmak olmalıdır...
O halde soruyorum: biz siyasetçileri, birbirlerine hakaret etsinler diye mi seçiyoruz?..
Yoksa ülkenin sorunlarını çözsünler diye mi?..
***
Toplumun yarısından çoğu bu soruya: “ülkenin sorunlarını çözsünler diye” cevabını verecektir ama…
Siyasetin dilinin değişmesi için parmağını bile oynatmayacaktır…
Unutmayın: seviyeyi düşüren, öfke değil, öfkeye teslim olmaktır…
Geleceği de kaybetmek...
Bir ülke düşünün, yükselmenin iki yolu olsun:
Birinde; yetenek, eğitim ve çalışmak...
Diğerinde ise ilişkiler, sadakat ve bağlantılar...
Yetenek, eğitim ve çalışmanın öncelendiği ülkelerin gençleri ülkelerini terk etmez…
Sadakat, itaat ve sıcak bağlantı kurmanın öncelendiği ülkelerde ise beyin göçünün önüne geçilemez…
***
Ey siyasetçi!..
Unutma ki bir ülke parasını kaybedebilir ve yeniden kazanabilir…
Fabrikasını kaybedebilir ve yeniden kurabilir…
Ama iyi yetişmiş insanlarını kaybetmeye başladığında…
Geleceğini de kaybediyordur…