İnsanlık tarihi boyunca en zor şeylerden biri dengeyi bulmak oldu...
Çok konuşmak ile susmak, cimrilik ile savurganlık, korkaklık ile delice cesaret arasındaki dengenin hangi ölçü olduğu (Tam olarak) asla bulunamadı...
Aristo, 2400 yıl öncesinden seslendi: “Altın Orta…”.
Osmanlı toplumunda akil insanlar buna, “Hayrül-umûri evsatuhâ/işlerin en hayırlısı orta olanıdır” dedi...
Halk bilgeleri ise o kuramı, “Azı da çoğu da zarar, ortası karar” şeklinde yorumladılar...
Benim çocukluğumda ise büyüklerim, “İfrat (çok fazla) ve tefritten (çok az) sakın” derlerdi…
Altın kural ve atalarımızın üç söylemi, insan ruhunun pusulasıdır canlarım...
Ey güzel insanlar!..
Erdem, aşırılıkların birinde değil, iki uç arasındaki dengede saklıdır...
Yani iyi insan olmak; ne tamamen korkusuz olmak ne de ödlek olmak demektir...
Cesaret dediğimiz şey, bu iki uç arasındaki altın çizgidir...
***
Bugün yaşadığımız çağ ise tam tersini teşvik ediyor...
Sosyal medya bize sürekli daha fazla öfkelenmemizi...
Daha fazla bağırmamızı (Liderleri ve ekranlardaki konuşan kafaları hatırlayın…), daha fazla tüketmemizi söylüyor... Bir konuda ya fanatikçe taraf olmanız bekleniyor ya da tamamen düşman kesilmeniz…
Ölçüyü kaybetme krizi
Canlarım, hayat siyah ve beyazdan ibaret değil...
Gerçek hayat gri tonlarının içindedir...
Aristo’nun “Altın Oran” kuramı, “İnsan mutluluğa aşırılıklarla değil, ölçüyle ulaşabilir” diyordu…
Çok yemek nasıl bedeni hasta ederse, aşırı hırs da ruhu hasta eder...
Sonsuz para arzusu, sonsuz iktidar isteği, sonsuz ün tutkusu…
Bunların hepsi insanı içten içe kemiren birer bağımlılığa dönüşebilir...
***
Bugün dünyanın yaşadığı birçok kriz de aslında “Ölçüyü kaybetme” krizidir...
Siyasette ölçü kaybolduğunda kutuplaşma doğuyor...
Ekonomide ölçü kaybolduğunda sömürü büyüyor...
Özgürlük, ölçüsüzlük eşiğini aştığında kaos; otorite, sınır tanımadığında baskı ortaya çıkıyor...
Aşırılıkların çağında ölçülü kalabilmek...
Modern insanın en büyük problemi, “Yetinmeyi” unutmuş olması değil mi?..
Çünkü çağımız sürekli daha fazlasını istiyor...
Daha fazla para, daha fazla görünürlük, daha fazla güç… Ama ruhun da bir kapasitesi (İşba) var...
Tıpkı beden gibi… Ruh da aşırılıklardan yoruluyor...
*
Aristo’nun “Altın Orta” fikri bu yüzden bugün her zamankinden daha değerli…
Çünkü bu fikir bize: hayatın bir uçta yaşanacak bir savaş değil:
Dengede kurulacak bir sanat… Gerçek bilgeliğin; bağırmadan konuşabilmek, nefret etmeden eleştirebilmek, hırsa teslim olmadan başarmak olduğunu hatırlatıyor...
Ve galiba insanın en büyük zaferi de bu: aşırılıkların çağında ölçülü kalabilmek…