Bugün size bir kitap ya da film tanıtımı yapmayacağım… Bugün çok ciddi bir meseleden, “şakadan korkan ciddiyetten” söz edeceğim çünkü... Memlekette artık espri yapmak cesaret işi oldu…

Eskiden komedyen sahneye çıkmadan önce metnine bakardı… Şimdi önce avukatına bakıyor...

“Bu şakaya gülerler mi?” devri bitti… “Bu şakaya fezleke gelir mi?” devri başladı!..

İktidar yandaşı biri çıkıyor:

“Eskiden Boğaz’da viski içen Uğur Dündar’lar, Ertuğrul Özkök’ler ülkeye yön verirdi. Şimdi Anadolu’nun çarıklıları geldi” diyor …

Ne güzel... Demek ki ülkenin temel meselesi:

Hukuk değilmiş… Enflasyon değilmiş… Yoksulluk değilmiş... Diploma değilmiş… Boğaz manzarasıymış!..

Yani mesele fikir değil kadehin içinde ne olduğuymuş…

***

İyi de gardaş; çay içerek baskı kurunca demokrat mı oluyorsunuz?..

Ayranla sansür yapınca millî mi oluyorsunuz?..

Şalgamla linç edince yerli mi sayılıyorsunuz?..

Hayır efendim hayır… Baskının içeceği, sansürün memleketi, kibrin de ayakkabısı olmaz…

Çarık da giysen, rugan kundura da giysen, kibir kibirdir…

Mesele ayağındaki değil, başındaki zihniyettir…

Bu çarıklılar için komedyen tehlikelidir...

Bugün bazıları kendini halkın temsilcisi sanıyor ama: halk gülünce kızıyor...

Halk espri yapınca bozuluyor… Halk sahnedeki komedyene alkış tutunca panikliyor…

Halkın kahkahasından korkuyorlar?..

Çünkü mesele halk değil… Mesele itaat… Halk gülerse düşünür…. Düşünürse sorgular...

Sorgularsa hesap sorar... İşte asıl mesele asıl korkunç(!) olan budur…

O nedenle bu çarıklılar için komedyen tehlikelidir…

Komedyenin elinde: tank yoktur... İHA/SİHA, tüfek, KHK yoktur ama: cümleleri vardır...

O cümlelerden sadece biri bazen saray duvarından daha güçlüdür…

Çünkü hakikat, genelde saray mihrabından değil, sokaktaki ya da sahnedeki mikrofondan çıkar...

***

Canlarım, “modernite” denilen şey AVM açmak, beton dökmek, her yere tabelâ asmak değildir...

Modernite, seni eleştirene tahammül etmektir… Modernite, komedyeni hapiste değil sahnede yaşatmaktır… Modernite, mizaha savcı değil seyirci göndermektir…

Ama bu çarıklılar için modernite: en pahalısından akıllı telefon sahibi olmak...

İtiraz etmeyen, sorgulamayan uysal vatandaşlar ülkesi olmak… Gökdelenler dikmek…

Fikrin varsa bile alçak sesle konuşmaktır...

Bu çarıklılara mizahçı değil, psikolog lazım...

Türk işi modernitede: kara yolların geniş olacak ama özgürlük tek şeritten gidecek...

Sonra da buna “kalkınma” diyeceğiz!..

Hayır efendim… Buna kalkınma değil, “dekor değişikliği” denir...

Sahne değişmiş olabilir ama oyun aynıysa, seyirci bunu anlar...

***

Dün “Bizi susturdular” diyen ve halen çarık giyenlerin bugün:

“Susturun şunları “ demesi de ayrı bir komedi…

Yani canlarım, bir insan hem mağduriyet edebiyatı yapıp hem sansür sevdalısı olabiliyorsa...

Orada mizahçı değil, psikolog lazım…

Ve unutmayalım canlarım...

Kahkaha da korku da bulaşıcıdır ama, kahkaha iyileştirir, korku çürütür...

Bir ülkede insanlar gülebildiği kadar özgürdür…

Bir ülkede sanatçı konuşabildiği kadar demokrasi, mizah yaşayabildiği kadar umut vardır…

O yüzden komedyenden korkanlara tavsiyem şudur:

Savcı çağırmadan önce bir bilet alın… Belki gülersiniz. Gülerseniz iyileşirsiniz…

İyileşirseniz özgürlükten bu kadar korkmazsınız...

Sözümün özü canlarım:

Asıl mesele: komedyen sahneye çıkınca ülkenin yıkılmayacağını halen anlayamamış olmaktır...

Çünkü komedyenden korkan zihniyet: ülkeyi mezbeleliğe çevirir...