Fatih Altaylı ile Prof. Rüstem Aslan’ın Truva üzerine yaptıkları sohbeti dinledikten sonra bu satırları yazmaya karar verdim...
***
İnsanlık gerçeği anlamak için bazen tarihe bakar, bazen de gerçeğe dayanabilmek için mitolojiye sığınır...
Mitoloji, insan ruhunun; korkularını, umutlarını, kahramanlık arzularını anlatır...
Tarih ise olanı anlamaya, belgelemeye ve neden-sonuç ilişkileri içinde açıklamaya çalışır...
***
Mitolojide tanrılar gökten iner, kahramanlar ölümsüzdür, kader insanların önüne görünmez bir duvar örer... Tarihte ise zaafları, açgözlülükleri, tutkuları ve hatalarıyla insanlar vardır...
Tarih bilimi işte bu yüzden çok önemlidir…
Çünkü tarihçi, efsanenin içindeki gerçeği ayıklamaya çalışır...
Belgelere bakar, kazılar yapar, kanıt ister…
Mitoloji ise “kanıt” değil “anlam” arar... Tarih aklın alanıdır; mitoloji hayal gücünün.
Şöyle de diyebilirim
Mitoloji, gerçek olayların üzerine hayal, korku ve şiir eklenmesidir ve…
Tarihi olaydan birkaç kuşak sonra ortaya çıkar…
Bunun en büyük örneklerinden biri de Homeros’un İlyada’da anlattığı Truva’dır.
***
Truva’da; konuşan ve güzel genç kızlara aşık olan tanrılar, topuklarından vurulan yenilmez savaşçılar ve devasa tahta bir at vardı…
İnsanlar iki bin yıla yakın bir zaman Truva’da anlatılanların tamamen bir efsane olduğunu düşündü çünkü… Bütün bunlar akıl dışı görünüyordu ancak…
- yüzyılda Alman arkeolog Heinrich Schliemannbugünkü Çanakkale civarında kazılar yapınca: Gerçekten de orada büyük bir antik şehir olduğu anlaşıldı…
Yani Homeros tamamen hayal kurmamıştı...
Homeros’un şiiriyle arkeoloğun kazması
Benim görüşüme göre Homeros’un Truva’sı ne tamamen tarihtir ne de tamamen mittir…
Truva, tarihin şiire dönüşmüş halidir ve orada muhtemelen gerçekten büyük bir savaş yaşandı...
Gerçekten kuşatmalar oldu… Gerçekten yıkılan bir şehir vardı ama…
Halkın hafızası bu olayı zamanla büyüttü…
İçine tanrıları, kehanetleri, lanetleri ve ölümsüz kahramanları ekledi...
Çünkü insan zihni sadece çıplak gerçeği sevmez…
Ona anlam da yüklemek ister…
Aslında bugün bile aynı şeyi yapıyoruz…
Siyasi liderleri, futbolcuları, sanatçıları bazen insan olmaktan çıkarıp:
Birer efsaneye dönüştürüyoruz…
Demek ki teknoloji değişiyor ama insan ruhu pek değişmiyor…
***
Canlarım, eğer sadece tarih olsaydı, insanlık biraz kuru olurdu…
Eğer sadece mitoloji olsaydı da insanlık, gerçekle bağını koparırdı…
Uygarlık dediğimiz şey belki de Homeros’un şiiriyle, arkeoloğun kazması arasındaki:
O büyük gerilimden doğdu…