Evet, bugün bayram…
Bir yandan ekonomik diğer yanda siyasi ve hukuki kaos… karşıt siyasi mahallelerden sonra aynı mahalle sakinleri de birbirlerine girdiler…
Ve tam da bu sırada, yayımlanan belgelere göre İstinaf, YSK’dan, Özgür Özel’in genel başkanlık mazbatasının iptalini talep etti:
“Benim önümde seçim yapıldı... Delegeler birini genel başkan seçti… Ben de mazbata verip, seçilenin Genel Başkanlığını tescil ettim… Şimdi başka bir yargı merci gelip bana ‘onu sil’ emri veremez” diyerek; İstinaf’ın iptal talebini reddetti...
Yani Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı halen Özgür Özel…
***
Bu arada, İstinaf’ın alel acele “Genel Başkan” ilân ettiği Kemal Kılıçdaroğlu, elinde mazbata olmadığı halde, emniyet kuvvetlerine CHP’nin Genel Merkez binasına baskın yaptırdı…
Pek çok yıkım yapıldı… Ve… Hukukumuz ve yargımız bir anda:
Hukuk fakültesi dersi olmaktan çıktı; Türk siyasi komedi dizisine dönüştü…
Haklılar mı kazanacak güçlüler mi?..
Şimdi birileri: “Mahkeme karar verdi” diyecek…
Öbür taraf: “Siyasi Partiler Kanunu’na göre önemli olan YSK’nın verdiği mazbata” diyecek...
Vatandaş ise kahvede çayını karıştırıp:
“İyi de kardeşim, parti binasının anahtarı kimde?” diye soracak...
Ülke bazen gerçekten de… Aziz Nesin’in senaryosunu yazdığı, Kemal Sunal’ın başrolünü oynadığı bir film gibi… Muhtemelen bundan sonra siyaset daha da sertleşecek çünkü…
***
Herkes hukuku savunduğunu söylüyor ama herkes, başka bir hukuktan (Kendi işine gelen) bahsediyor...
Bir mahkeme: “İptal olur” diyor… YSK: “Ben o iptali tanımıyorum” diye cevap veriyor…
Vatandaş ise: “Ben hanginize inanacağım?” diye öylece bakıyor… Daha da kötüsü…
Hem siyaset ve hem de medya mahallesi; kuralların değil, güçlülerin kazanacağını yorumluyor…
Demokrasi sadece seçim kazanmak değil...
Canlarım, hukuk netliğini kaybettiği anda toplum psikolojisi devreye girer...
O zaman insanlar anayasa maddelerini değil, kimin daha güçlü göründüğünü takip etmeye başlar...
Bence CHP açısından bundan sonraki en kritik mesele:
Bu krizi bir “Parti içi savaş” görüntüsüne çevirmeden yönetebilmek…
Seçmen şimdilik:
“Bunlar Türkiye’yi mi yönetecek, birbirlerinin odasını mı basacak?” diye sorgulamıyor, sadece izliyor…
***
Bu arada Türk seçmeni ve medyasının kavga izlemeyi sevdiği de bir gerçek ancak:
Sonsuz kavgadan yorulduğu da bir başka gerçek...
Bir süre sonra ideoloji falan kalmaz; insanlar sadece:
“Biri artık masaya yumruğu vurup aklıselimi getirsin” isteyecektir...
***
Her zaman olduğu gibi bir kez daha tekrar edeyim…
Demokrasi sadece seçim kazanmak değil…
Kaybetmeyi, kriz yönetmeyi ve aynı çatı altında kalabilmeyi de becerebilmektir...