Otuz yıldır okurlar beni, “Liberal Demokrat Sosyalist” diye tanırlar...

İlk bakışta çelişkili görünen bu üç kelime, aslında benim dünyaya bakışımın en kısa tarifidir…

İş insanı Besim Tibuk başkanlığında kurulan Liberal Demokrat Parti’nin kurucuları arasında yer aldım…

Ekonomiden sorumlu genel başkan yardımcılığı ve parti sözcülüğü yaptım...

Liberal ekonomi anlayışım hiçbir zaman “güçlü olan kazansın, geride kalan ne hali varsa görsün” liberalizmi olmadı…

***

Liberal düşüncede pusulam John Locke’tur…

Yani: İnsan devletten önce gelir…

Devlet insanın sahibi değil; hayatının, özgürlüğünün ve mülkiyetinin güvencesidir…

Liberal ahlâkta Adam Smith’e yakınım...

Çünkü Smith sadece “Ulusların Zenginliği”nin değil, “Ahlâkî Duygular Kuramı”nın da yazarıdır...

Yani insanı sadece çıkarının peşinden koşan ekonomik bir hayvan olarak görmez…

Vicdanı, sempatiyi ve başkasının acısını anlayabilme yeteneğini de önemser…

***

Ekonomide ise Keynesçiyim… Çünkü piyasanın muazzam üretici gücüne inanırken, piyasanın her şart altında ve kendiliğinden adalet üreteceğine inanmam…

Adam Smith’in, Vincent de Gournay’den esinlenerek söylediği o meşhur ilkenin sadece:

Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler…” dört kelimesinden ibaret olmadığını, “dünya kendi kendine döner/yürür” diye devam ettiğini hatırlatmaktan da asla yorulmam…

Ama düşüncemin ruhu burada bitmez:

Dünya kendi yolunu bulur sözü de söylendikten sonra benim liberal demokrasi ve ekonomi politika anlayışım başlar... Devlet insanlara nasıl yaşayacaklarını emretmemeli… Girişimcinin önünü kesmemeli…

Düşünceyi yasaklamamalı… Ticaretin kapılarına duvar örmemeli… Ama…

***

Bir çocuk yoksulluk yüzünden iyi eğitim alamıyorsa…

Bir genç ailesinin gelir düzeyi nedeniyle hayata birkaç adım geriden başlıyorsa…

Çalışan insan bütün ömrünü verdiği halde insan onuruna yaraşır bir hayat kuramıyorsa…

Devlet orada seyirci kalmamalı...

İşte benim sosyalistliğim de budur...

Sözümün özü canlarım...

Tam eşitlik” konusunda hiçbir zaman ısrarcı olmadım… Çünkü tam eşitlik hem mümkün değildir…

Hem de özgürlüğü boğabilir... Benim istediğim en az eşitsizliktir…

İnsanların servetlerinin eşit olması değil, fırsatlarının eşit olmasıdır…

Özgürlük olmadan zenginlik insanı mutlu etmez…

Ahlâk olmadan kapitalizm vahşileşir...

Sosyal adalet olmadan demokrasi zenginlerin kulübüne dönüşür...

***

O nedenle otuz yıldır aynı yerdeyim:

Locke kadar özgürlükçü, Smith kadar vicdanlı, Keynes kadar gerçekçi…

Ve evet: Liberal Demokrat Sosyalistim...

Ve kendimi seviyorum…