Dün yayımlanan yazımdan sonra bazı itirazlar geldi…
Birinci itiraz: “Trump emperyalisttir, yaptığı her şey yanlıştır…”
Cevabım: Evet, Trump emperyalist olabilir ama bu gerçek, bir uyuşturucu baronunu masum yapmaz... Emperyalizm eleştirisi, suçun üstünü örtme aparatı değildir…
Eğer öyleyse, kartellerle mücadele eden her devlet, otomatik olarak suçlu, karteller ise mağdur olur… Bu mantık, adalet üretmez; sadece taraf tutar…
***
İkinci itiraz: “Bu uluslararası hukuka aykırı...”
Cevabım: Uluslararası hukuk, yalnızca Batı ya da ABD harekete geçtiğinde mi hatırlanıyor?..
Milyonlarca gencin hayatını karartan uyuşturucu ağları uluslararası hukuka uygunken…
Onları yargılamak mı aykırı oluyor?..
Hukuk, suçlunun ideolojisine göre çalışmaz; çalışıyorsa adı hukuk değil, siyasettir...
***
Üçüncü itiraz: “ABD’nin sicili temiz değil...”
Cevabım: Doğru ama sicili bozuk olmak, başkasının suçunu aklamaz... Bir cinayet sanığı, aranan ve fakat ele geçirilemeyen bir başka cinayet sanığını yakalayıp emniyete götürmüşse:
“Senin cinayetten sabıkan var biz senin getirdiğin bu suçluyu tutuklayamayız” denilebilir mi?..
Dünyada sadece lekesiz devletler yargılama yapacaksa, yeryüzünde tek bir mahkeme bile kurulamaz… Yani, bu argüman adalet arayışı değil, erteleme ve kaçıştır…
***
Dördüncü itiraz (en samimiyetsizi): “Bu siyasi bir operasyon…”
Cevabım: Peki… Diyelim ki siyasi… O zaman hatırlatalım: Trump’ın ilk döneminde, bir Türk bürokratı “ABD’nin İran’a koyduğu ambargoyu deldiği” iddiasıyla tutuklu olarak yargılanırken, aynı çevreler neden alkış tuttu?..
O dava siyasi değil miydi?..
Demek ki mesele siyasallık değil; “Bizden mi, karşıdan mı?” meselesi…
***
Sonuç olarak şunu açıkça söylemek gerekir:
Uyuşturucu baronlarına “anti-emperyalist” etiketi yapıştırıp, kendi ülkesinin insanına “oh olsun” diyen bir anlayış ne solcudur ne ilericidir...
Bu sadece çifte standarttır ve…
Çifte standart, ideolojiden önce vicdanı çürütür...
Bahçe değişince...
Tarih, 12 Eylül 1980 öncesi…
CHP’li bir milletvekili her gün, Süleyman Demirel’e ağız dolusu hakaretler ediyor…
O hakaretleri de merkez medyada (O dönemlerde Demirel’e hakaret revaçtaydı) yayımlanıyor…
Bir gün aynı milletvekilinin AP’ye transfer olduğu görülüyor…
Çalışma arkadaşlarından biri Süleyman Bey’e bu transferi soruyor:
Demirel’in cevabı:
“Ecevit’in bahçesinde beslenip her gün bana küfredeceğine, bizim bahçede besleyelim her gün Ecevit’e küfretsin…”
Ve aynen de öyle oluyor…
***
CHP’den, AKP’ye transfer olan Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, üç gün önceye kadar Erdoğan’a saldırıyordu…
Dünden itibaren Özgür Özel’e saydırmaya başladı…
Ya işte böyle…