Hürriyet yazarlarından Abdulkadir Selvi diyor ki:
“Ak Parti, asgari ücretliden, emekliden, esnaftan oy alıyor. Bu kesimler eziliyor ama buna rağmen Ak Parti hâlâ CHP’nin bir tık önünde…”
***
Ortada sandık yok, seçim yok ama sonuç var...
Hem de sonucu Selvi’ye gönderen kişi: ülkenin “en itibarsız anketçisi…”
İktidardan geçinen biri…
***
Siyasetçilerden geçinen “amigo” medyanın en ilginç refleksi, sandık yokken sandık sonucu açıklamaktır...
Abdulkadir Selvi’nin son yazısı bunun çarpıcı bir örneği ve Abdulkadir’in bu iddiası analiz değil, psikolojik operasyon...
Mesaj şu: “Canın yanıyor olabilir ama kaçacak yerin yok…”
***
Bu, Ekmeleddin İhsanoğlu, CHP- MHP ortaklığında cumhurbaşkanı adayı olarak gösterildiğinde, Kemal Kılıçaroğlu’nun seçmenlere:
“Tıpış tıpış gidip Sayın İhsanoğlu’na oy vereceksiniz” demesi gibi bir şey…
***
Kemal Bey’in ve Selvi’nin bu taktikleri, siyasette çok bilinen bir tekniktir:
(Beceriksizliklerimizi ve aday bulamayışımızı) Ekonomik acıyı kabul et…
Sorumluluğu ört…
Alternatifsizlik hissi yarat…
Yani deniyor ki: “Evet seni yoksullaştırıyoruz ama yine de bizi seçiyorsun…”
Bu, seçmeni aşağılayan bir cümledir…
Bir tık önde olmak
Abdulkadir’in “AKP’nin oy deposu” dediği şey ne?..
“Asgari ücretli, emekli, esnaf, köylü, kasabalı…”
Bu insanlar özne değil, nesne ama gerçek şu:
Emekli maaşıyla geçinemiyor… Asgari ücret daha cebe girmeden eriyor… Esnaf müşteri değil, borç görüyor… Köylü Nasrettin Hoca gibi “ahali alışverişte görsün” misali on beşe mal ettiğini beşe satıyor…
***
Bu koşullarda, bu koşulları yaratan partiyi “oy deposu” olarak görmek, siyasî körlüktür...
Seçmen, kendisini yoksullaştıran iktidarı sonsuza kadar taşımaz…
Bu nedenledir ki Selvi’nin “bir tık öndeyiz” söylemi, aslında bir güç gösterisi değil:
Bir endişe itirafıdır…
Çünkü gerçekten önde olan, bunu bu kadar yüksek sesle söyleme ihtiyacı duymaz…
Sessizlik rıza mıdır?
Peki, sandık yokken bu kadar yüksek sesle, doğru olmadığından emin olunan bir sonucu açıklamanın sebebi ne?..
İktidar şunu biliyor: Ekonomi düzelmeyecek… “Sabır” söylemi tükenecek…
Seçmen sessiz ama kopuk… O yüzden gerçek sandık yerine algı sandığı kuruluyor…
“Bir tık öndeyiz” cümlesi, gerçeklik değil, moral takviyesidir...
Sandık gelmeden kim önde bilinmez ama şunu biliyoruz:
Canı yanan seçmen, önünde sonunda hesabı sandıkta keser…
Unutma Abdulkadir: Sessizlik rıza değildir…