Her kriz döneminde aynı ses yükselir: “3. Dünya Savaşı geliyor!..”
Bu cümle, gerçeği anlatmaktan çok, korku üretir…
Korku ise en hızlı yayılan virüstür: aklı karantinaya alır, paniği serbest bırakır…
Oysa 1. ve 2. Dünya Savaşı’nın çıktığı dünya ile bugünkü dünya aynı değil…
O günlerin insanı yoksuldu, açtı, umutsuzdu ve öfkeliydi…
Bugünün insanı da yoksul olabilir ama konfora alıştı…
Sıcak suya, internete, ilâca, ekmeğin safına alışan insan, “cephede öleyim” diye bağırmaz…
“Şehit tepeleri boş kalmasın” hamasetini siyaset dili olarak kullanan siyasi liderden nefret eder…
***
Savaş romantizmi, ancak ekmeği olmayanın masalında yaşar…
Ekmeği olan, masalı değil, yarını düşünür…
“Varlıklılar savaş ister” çokbilmiş cümlesi de eski bir masal…
Servet; istikrar ister güven ister tüketim ister…
Nükleer gölgenin altında kim lüks tüketir ki?..
Kim geleceğini, bir düğmeye basılmasına emanet eder?..
Savaş, zenginler için bile pahalıdır; çünkü savaşta para bile korkar, kaçar…
***
Peki dar gelirli milyarlarca fakir, öleceklerini bilmez mi?..
Elbette bilir ama dedeleri gibi susmazlar artık...
Eskiden hükümetler gizlerdi, bugün her bomba canlı yayında…
Bir ülkenin attığı adım, saniyeler içinde bütün dünyanın vicdanına çarpıyor...
Kamuoyu artık yerel değil, küresel…
Dünya Savaşı’nı zorlaştıran şey, insanlığın erdemi değil, korkunun bile akıllanmış olması...
Korku satmak mı, umut satmak mı?
Nükleer silâh, savaşı kazanılamaz hale getirdi...
Kazanılamayan savaş:
Siyasetçinin de zenginin de yoksulun da kâbusudur…
Hiç kimse, bile isteye kâbusu satın almaz…
Felâket tellâlları hep vardı...
Çünkü korku satmak:
Umut satmaktan daha kolay...
Ama tarih şunu gösteriyor:
***
Savaş, kaçınılmaz olduğu için değil, politikacı, aptallıkta ve bencillikte ısrar ettiği için çıkar…
İnsanlık her şeyi öğrenememiş olabilir ama bir şeyi öğrendi:
Topyekûn savaşta:
Kazanan olmaz…
Bu yüzden:
“3. Dünya Savaşı çıkmayacak” demek bir kehanet değil…
Bir akıl yürütmedir…
Çıkmaması gerektiğini söylemek (Temenni etmek) ise:
Bir ahlâk çağrısıdır…
***
Çünkü artık mesele sadece toprak değil:
Hayatın kendisidir….
Ve insan, her şeye rağmen, yaşamaktan vazgeçmeyecek kadar inatçıdır…
Yeter ki insan aynı aklı ve inatçılığı:
Savaş çıkarma yetkisi olan siyasetçileri seçerken de kullansın…