Bir siyasetçi düşünün:
Partisinden istifa etmeyi kafasına koymuş…
Bu konu kamuoyunda konuşuluyor…
Partisinin genel başkanı arıyor, telefonuna çıkmıyor…
Daha sonra da dönüp aramaya tenezzül etmiyor…
Kendisi de çıkıp kamuoyuna net bir şey söylemiyor…
İşte burada mesele sadece “transfer” değil, siyasi ahlâk ve seçmene saygı meselesidir…
Çünkü seçmen sadece bir isme oy vermez…
Bir parti kimliğine, bir duruşa, bir ilkeye oy verir…
***
Eğer bir siyasetçi, seçmenin verdiği oyu başka bir siyasi adrese taşımayı düşünüyorsa, en azından açık ve dürüst olmak zorundadır…
Bence böyle durumlarda bir lider gitmek isteyene:
“Dur, gitme!.. Daha karpuz kesecektim” gibi kasabalı bir tavır takınmamalı…
Giden de arkasında kirli bir iz bırakarak değil, güven bırakarak ve sessizce gitmeli…
Dün vardı, bugün var yarın da olacak
Ankara Keçiören Belediye Başkanı’nın gitmeye niyetlenişi kapalı kapılar ardında yürütülen süreçlerle ve gürültüyle oldu ama kabul edelim ki:
Özgür Özel de Atatürk’ün kurduğu CHP Genel Başkanı’na yakışan bir tavır sergileyemedi…
Küfrettiği iddialarına katılmıyorum zira…
Etmiş olsaydı o “gidici başkan” mutlaka “ekran kaydı” alır ve…
Hem kendi sosyal medya hesabından hem de Özgür Özel’i itibarsızlaştırmak için hazır bekleyen trol ordusuyla paylaşırdı…
***
Özgür Özel’in yanlışı:
Gideceği anlaşılan bir ilkesizi muhatap alması ve öfkeli bir mesaj atmasıydı…
Lider öfkesini yönetendir, öfke “lider” seçilen kişiyi yönetiyor veya yönlendiriyorsa eğer:
O kişi ya siyaseti bırakmalı… Ya da siyaset yapmakta ısrar edecekse, “benden lider olmaz” deyip, görevi daha sakin birine emanet etmeli…
***
Sözümün özü canlarım: Siyasette parti değiştirmek yeni bir şey değil...
Dün vardı, bugün var, yarın da olacak ama…
Her siyasi transferin aynı anlamı taşımadığı da kabul edilmeli...
Siyaset, güven işidir...
Dünyanın en eski ve en kutsal mesleklerinden biri olan siyasetin ne hale geldiğini hep birlikte görüyoruz…O kadar ki, dün birbirini yolsuzlukla suçlayanların bugün, aynı çatı altında buluşabilmesi artık kimseyi şaşırtmıyor…
Demek ki siyaset bazen hafızasını çok çabuk kaybedebiliyor ama makul seçmen unutmaz… Toplum unutmaz… Sandık hiç unutmaz... O yüzden asıl mesele şu:
Partiler transfer yaparken, milletvekili ya da bakan seçerken, gerçekten kılı kırk yarıyor mu?
Çünkü güven bir kez sarsıldı mı, geri gelmesi çok zor…
Siyaset, güven işidir…
Güven kaybolduğunda geriye sadece koltuk hesapları kalır…
Ve unutmayalım: Koltuklar geçicidir ama itibar kalıcıdır...
NOT: Belediye başkanının adını yazmadım çünkü eleştirim kişiye değil, eylemedir…