Türkiye uzun zamandır tartışılan bir kavşakta duruyor:

Büyüyor, ama zenginleşemiyor... Genişliyor, ama derinleşemiyor...

İnsanlar çalışıyor, yoruluyor, üretiyor ama hâlâ: ortalama bir refah seviyesinin ötesine geçemiyor…

Ekonomi biliminde bu tabloya “orta gelir tuzağı” denir… Peki sorun, gelir mi?.. Hayır…

Sorun: gelirin niteliği…

***

Türkiye, 1990’lı yıllarda, suni bir “Kürt sorunu” yaratılarak Kürt yurttaşların yoğunluklu yaşadıkları bölgelerden…

2010’lu yıllarda ise “Suriye’de iç savaş sorunu” üretilerek o ülkeden; sanayi bölgelerimize “ucuz emek” göçü yarattı…

Ve bugün artık, ucuz işgücüne dayalı büyüme modelinin nimetlerini tüketti…

Ucuz emekle üretim bitti… İhracatta rekabet gücü azaldı… Özellikle 2015 sonrası:

Siyasi gerilimler, kurumların çürümesi, liyakatsizlik ve yargının zayıflaması:

Türkiye’yi sıçrama eşiğine geldiği noktadan, geri itti…

Orta gelir tuzağı bir kader mi?

Bugün Türkiye’nin ihracat kompozisyonu orta teknolojiye sıkışmış durumda…

Yüksek teknoloji oranı, gelişmiş ülkelerin onda biri bile değil…

Böyle bir yapı ülkeyi sadece “idare eder” bir seviyede tutabilir…

Bir ülkenin gerçek zenginliği makinalar veya binalar değil; insan kaynağıdır…

Eğitim kalitesi son yıllarda geriye gidince, Türkiye’nin entelektüel kapasitesi ve yenilikçilik gücü de geriledi… Nitelikli iş gücü dışarı kaçıyor...

Beyin göçü ise, orta gelir tuzağının hem nedeni hem sonucudur…

Türkiye; demokratik kurumlarını güçlendirmeden… Hukuku bağımsızlaştırmadan… Liyakat sistemini yeniden kurmadan ve… Teknolojik üretime yönelmeden bu tuzaktan çıkamaz…

***

Yine de karamsar değilim çünkü… Bu ülkenin potansiyeli var… Bu ülke genç, dinamik, yaratıcı...

Tek eksik, bunları doğru yöne yönlendirecek bir devlet aklı ve ahlâkı...

Sözümün özü canlarım: Türkiye orta gelir tuzağından çıkmak için ekonomik bir devrim değil; kurumsal bir uyanışa ihtiyaç duyuyor…

Bu uyanış geldiğinde, orta gelir tuzağı bir kader değil, sadece geçilmiş bir eşik olacaktır…

Kaliteli emek ve ücret

TÜSİAD Başkanı diyor ki: “Doğru para politikası önemlidir ama tek başına yeterli değildir…”.

Bu söz çok kıymetli çünkü bize şunu anlatıyor: “Eğer sadece Merkez Bankası’nın faiz hamlelerine, rezerv müdahalelerine bel bağlarsak, enflasyonu kalıcı olarak düşüremeyiz...”.

Peki ne gerekiyor?.. Tabii ki yapısal adımlar… Ve bir de: kaliteli emek gücü ve kaliteli emek gücünü destekleyen ücret politikaları…

Devamını dilerim...

Elazığ’da 250 milyon lira yatırımla yapımına başlanan Cevizdere Besi Organize Tarım Bölgesi’nde altyapı çalışmaları tamamlandı.

855 dekar üretim alanında kurulacak 61 modern besi işletmesinin, bölgenin üretim gücünü katlayacağını açıklayan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı şöyle dedi:

“1.250 kişiye istihdam, yıllık 4.500 ton kırmızı et üretimi ile Elazığ’ın tarımsal ve ekonomik potansiyeline güçlü bir katkı sağlanacak…”

Güzel haber… Sözde kalmayıp, devamını dilerim…