İran’ın ruhanî lideri Hamaney’in 9 Ocak konuşması, aslında sadece İran’a özgü bir tabloyu değil, geniş bir coğrafyanın ortak zihniyetini gösteriyordu…

Sokakta yoksul ve ezilmiş halkın protestoları devam ediyor…

Gelecek karanlık ama, mollalara göre sorumlu rejim değil: dış güçlerdir...

Tabii ki en çok da (Bizde de oluğu gibi) ABD ve Trump’tır…

***

Bu söylem tanıdıktır…

Sadece İran’da değil…

Birçok İslâm ülkesinde (Türkiye de onlardan biri) ve az gelişmiş ülkede, iktidarlar aynı dili konuşur:

Ekonomi çökerse dış güçlerin işidir… Sokak hareketlenirse ajanlar yapmıştır… İtirazlar yükselirse provokatörler suçludur...

Ve… Bunlar bir tesadüf değildir zira bu bir, yönetim tekniğidir…

***

Çünkü başarısızlığı kabul etmek zordur...

Hesap vermek zordur

Yanlış yaptığını söylemek medenî cesaret ister…

Oysa “dış düşman” demek kolaydır… Hem halkı korkutur… Hem iktidarı sorgulanmaz yapar…

Hem de muhalifi hain ilân etmeye yarar...

***

Bu söylemin üç temel işlevi vardır:

Birincisi, halkın öfkesini yanlış adrese yönlendirir…

İkincisi, eleştiriyi kriminalize eder…

Üçüncüsü, iktidarı hesap vermekten kurtarır

***

Oysa tarih şunu gösteriyor:

Bir ülkeyi yabancılar ancak içeriden zayıflamışsa etkileyebilir...

Bir ekonomi ancak yanlış politikalarla çöker…

Bir toplum ancak adaletsizlikle patlar…

Yabancı güçler masalı, gerçeğin üzerini örten bir battaniyedir...

Oysa tüm bu başarısızlıkların gerçek adı şudur:

Kötü yönetim…

Liyakatsizlik…

Yolsuzluk…

Özgürlük eksikliği…

Baskı…

***

Bir ülkeyi en çok dış güçler değil, korkuyla yöneten iktidar yıkar...

Gerçekten güçlü ülkeler, eleştiriden korkmaz…

Soru sorulmasından korkmaz…

Hesap vermekten korkmaz….

Halkın acısı gerçektir…

Açlık gerçektir…

İşsizlik gerçektir…

Umutsuzluk gerçektir…

***

Bu acılar, “ajan” diyerek geçmez...

Bu acılar, “dış güçler” diyerek dinmez...

Bu acılar ancak; adaletle, akılla ve daha çok özgürlükle iyileşir…

Ve asıl cesaret: suçu başkalarına atmak değil, aynaya bakıp:

“Biz nerede yanlış yaptık?” diye sorabilmektir…