Bir ülkede hukuk zayıfladığında…
Mülkiyet hakkı siyasi iktidarın takdirine bırakıldığında…
Ve… Servetin yolu üretmekten değil de…
İktidara yakın olmaktan geçmeye başladığında, ne olur?..
Sizler bu sorunun cevabını düşünürken, ben bu arada “Rant ekonomisi nedir?” sorusuna cevap vermeye çalışayım…
*
Normal ekonomide zenginleşmenin yolu üretmektir…
Bir fabrika kurarsınız… Tarım, hayvancılık yaparsınız... Teknoloji geliştirirsiniz... İhracatta gelişirsiniz… Risk alırsınız... Ve başarılı olursanız, zenginleşirsiniz...
*
Rant ekonomisinde ise başka bir yol ortaya çıkar:
İktidara yakın olursunuz… Devlet size arazi verir… İhale verir… Ruhsat verir… Kredi verir…
Vergi avantajı verir...
Ya da başkasının sahip olduğu ekonomik değerin sizin elinize geçmesini sağlar…
Böylece hesabınız değişime uğrar…
“Nasıl daha iyi üretirim?” sorusunun yerini, “kime yakın olursam kazanırım?” sorusu alır...
Bir ülkenin ekonomik ahlâkı işte bu noktada bozulmaya başlar…
*
Canlarım, bu kısacık yazıyı şükredesiniz diye yazdım…
İyi ki bizim ülkemizi yönetenler, rant ekonomisine izin vermiyorlar…
Yoksa halimiz nice olurdu?..
Enseyi karartmayın
Epiktetos, yaklaşık iki bin yıl önce insanın kendisine yaptığı en büyük kötülüklerden birini şöyle anlatıyordu: “Vaktinden önce mutsuz olma; gelecekteki muhtemel acıların hayaliyle şimdiden kendini yıpratma…” Ne kadar güncel değil mi?..
Çünkü çoğu zaman başımıza gelenlerden değil, başımıza gelmesinden korktuklarımızdan yoruluyoruz… Henüz kaybetmeden kaybın yasını tutuyor…
Daha kapımıza dayanmamış felâketlerin acısını çekiyoruz…
*
Oysa hayat gariptir: korktuğumuz şeylerin çoğu olmaz...
Olanların da çoğuyla, başımıza geldiğinde sandığımızdan daha güçlü mücadele ederiz...
Amman ha!..
Bu arada, “umut, her şeyin çok güzel olacağına inanmaktır” dediğimi sanma…
Umut; kötü ihtimalleri görmek ama onların bugünü zehirlemesine izin vermemektir…
Sözümün özü canlarım…
Epiktetos’un iki bin yıl önce dediğini ben yıllardır, telifi Çetin Altan Usta’ya ait iki kelimeyle söylüyorum: “Enseyi karartmayın…”.
Yani, yarın ne getirirse getirsin, bugünden teslim olmayın…