İlla savaş falan olmasına gerek yok. Kötü bir yönetim varsa ülkenin başında, ülkeyi savaşa girmeden de fakirleştirir!
9 Eylül’de Borsa İstanbul’daki 626 şirketin toplam piyasa değeri yaklaşık 477 milyar dolardı.
29 Eylül’de? 380 milyar dolar!
Aradan sadece 20 gün geçti. Eriyen piyasa değeri yaklaşık 97 milyar dolar…
***
Oysa tasfiye edilen 131 fonun toplam büyüklüğü yaklaşık 18 milyar dolar…
Yani ortada 18 milyar dolarlık bir dosya var, aynı dönemde bütün borsanın üzerinden 97 milyar dolar siliniyor.
Tabii bu 97 milyar doların tamamını fon krizine yazmak doğru olmaz. Borsa tek sebeple düşmez.
Vahim olan başka… Nasıl bir düzen kuruldu ki 18 milyar dolarlık dosyanın kapağı açılınca 626 şirketin üzerinden silindir geçti?
Demek ki mesele yalnızca fonların içindeki para değilmiş… Mesele güvenmiş! Öğrenmişler midir? Sanmam!
***
Şimdi bu sistemde adı geçen bazı hisselere bakalım... Destek Faktoring’in piyasa değeri zirvede 28.2 milyar dolar… Üç büyük bankanın toplam değerini geçtiği günler yaşandı.
Eylül sonunda? Yaklaşık 7 milyar dolar… Hedef Holding zirvede 25 milyar dolar…
Sonra? 630 milyon dolar!
Odine Teknoloji 8.1 milyar dolardan 560 milyon dolara...
Gündoğdu Gıda 2.2 milyar dolardan 230 milyon dolara...
Fonların yoğun biçimde taşıdığı, manipülasyon iddialarında ve soruşturmalarda adı geçen daha bir sürü hisse var… Hepsini saydırmayın şimdi bana… Gerçek hayatla aralarında hala mesafe olanlar da var!

***
Ama tam da bu yüzden insanın sorması gerekiyor: Bu şirketler nasıl oldu da bu değerlere ulaştı? Bir faktoring şirketinin değeri nasıl oldu da bankaları solladı?
Ekonomik mucize mi yaşandı da bizim haberimiz olmadı? İşin püf noktası burada...
Hisse senedinin tamamına yakınını toplarsın piyasadan, patronuna haber gönderirsin el altından…
Patron olmadan olmaz bu iş… Ya elindekileri, “Benim şirkete bu fiyatı vereni nereden bulacağım?” diye satışa geçerse!
***
Tamam, patronla anlaştınız, hisseyi de topladınız. Hisse fiyatını 20’ye, 50’ye, 100’e katladınız.
Kime satacaksınız?
İşte o zaman ekranda görünen servet ile cebinize girecek para arasında dünya kadar fark oluşuyor.
Hisse yükseliyor... Fon yükseliyor... Fon yükseldikçe yatırımcı geliyor... Yeni para geldikçe yeniden aynı hisseler alınıyor... Hisseler yeniden yükseliyor...
Kendi kuyruğunu yiyerek büyüyen finansal yılan misali…
***
Ta ki biri kapıyı açıp parasını isteyene kadar! Sonrası zaten klasik... Şişirilmiş kağıtta alıcı yok. Nakit lazım… Ne satacaksın? Satabildiğini!
Ya da varsa fonda sağlam hisseyi... Böylece kibriti hiç eline almayan yatırımcının portföyü de yanmaya başlıyor. Adam ömründe Tera fonu almamış... Pusula Portföy nedir bilmiyor... Destek Faktoring’in kodunu sorsanız televizyon kanalı sanacak...
***
Ama onun da hissesi düşüyor! Kibriti o çakmadı ama evi yanıyor. Sonra çıkıp fon yatırımcısına deniliyor ki: “Risk aldınız, sonucuna katlanacaksınız.”
İyi de sadece onlar mı katlanıyor?
Borsada normal hisse alan katlanıyor. Emeklilik fonunda hissesi olan katlanıyor. Sermaye artıracak şirket katlanıyor. Şirketinin değeri eriyen patron katlanıyor. Halka arz olup sermaye toplamak isteyen sanayici katlanıyor.
En önemlisi... Ülke katlanıyor!
Çünkü sermaye piyasasında güven, Merkez Bankası’nın matbaasında basılmıyor. Yıllarca birikiyor... Birkaç haftada çöpe atılıyor.
***
Bir zahmet SPK müdahale etti ya… 7 portföy şirketi... 131 fon... Tasfiye... İyi güzel de... Yangın çıktıktan sonra olay yerine su sıkmak, yangını önlemek değildir… Asıl mesele o yangının neden bu kadar büyümesine izin verildiğidir.
Duman ne zaman görüldü? Bu yoğunlaşmalar ne zaman fark edildi? Bu fiyatlar oluşurken kim neye baktı? Kim baktı da görmedi? Kim gördü de bekledi?
***
Ne sormuştuk? Ülke nasıl fakirleşir? Sadece cebimizdeki para azalarak değil... Bir şirketin fiyatına güvenemezseniz fakirleşirsiniz… Bir fonun açıkladığı değere güvenemezseniz fakirleşirsiniz...
Kuralların zamanında uygulanacağına güvenemezseniz fakirleşirsiniz…
Yani güven kaybolursa para da kaybolur da… Benim asıl merakım bütün bunlar olduktan sonra… Yakalanınca… Parayı iade edince elini yıkayıp çıkabiliyor musun öylece?