Ekonomide her şey yolunda… Ufak bir iki problem dışında… Sadece vatandaş borcunu ödeyemiyor, esnaf nefes alamıyor, şirketler krediyi çeviremiyor, bankalar dosyaları “takibe” alıyor, icra daireleri mesaiye kalıyor. Bu kadarcık valla…
BDDK verileri geldi. Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, yani kibar adıyla “Geri dönmeyen krediler”, bir yılda 420.2 milyar liradan 753.7 milyar liraya çıktı.
***
Artış 333.5 milyar lira… Oran yüzde 79.4… Dile kolay! Bir yılda neredeyse bir kamu bankası büyüklüğünde batık kredi doğmuş. Ekonominin lohusa şerbeti de yüksek faizle karılmış!
Şimdi buna “Takipteki alacak” diyorlar ya. Ne zarif ifade! Vatandaş ödeyemedi mi “Takipteki alacak” oluyor. Şirket batırdı mı “Yeniden yapılandırma” oluyor.
Büyük patron sıkıştı mı “Finansal mimari” oluyor. Küçük esnafın POS cihazı ötmedi mi “Riskli müşteri” oluyor. Aynı bataklık, farklı tabela!
***
Nitekim işin daha beteri batık sadece vatandaşta değil, ticari tarafta da kabardı. Ticari ve diğer kredilerde takipteki alacaklar 240.8 milyar liradan 440.8 milyar liraya çıktı. Artış 200 milyar lira… Oran yüzde 83.1…
Bu ne demek? Bu, dükkanın kepenginin gıcırdaması demek… Fabrikanın vardiya azaltması demek... KOBİ’nin bankacıdan kaçması, bankacının KOBİ’den korkması demek... Çarklar dönüyor gibi yapıyor ama kayış kopmuş içeriden motor dağılıyor.
***
Hani ekonomide “Sıkılaşma” vardı ya… Kemer sıkılıyor. Kimin kemeri? Vatandaşın… Esnafın… Ücretlinin... KOBİ’nin...
Kamu mu sıkıyor? Yok canım! Kamu yine bildiğiniz kamu… İsrafın ışıkları yanıyor, makam araçları parlıyor, ihaleler usul usul akıyor. Vatandaşa ise “Sabır” deniyor.
***
Sabır da artık kredi kartına taksitlenmiş durumda! Bireysel tarafta takipteki alacaklar 312.8 milyar liraya çıktı. Bunun 165.9 milyar lirası kredi kartlarından geliyor.
Kredi kartı artık ödeme aracı değil, hayatta kalma aparatı… İlk yardım çantası… Market alışverişi karttan… Elektrik karttan… Doğal gaz karttan… Okul masrafı karttan…
***
Emekli maaşı yetmedi, kart devrede. Asgari ücretli ayın 15’inde duvara çarptı, kart devrede… Memur çocuğun ayakkabısını aldı, üç ay taksit yaptı. Sonra kart borcu kapansın diye ihtiyaç kredisi çekti.
İhtiyaç kredisi kapansın diye başka bankadan kredi buldu. En sonunda sistem vatandaşa dönüp dedi ki, “Tebrikler, artık takiptesiniz!”
***
Ne güzel ülke değil mi? Önce insanı borçla yaşatıyorsun. Sonra borcunu ödeyemedi diye sicilini bozuyorsun.
İhtiyaç kredilerinde takipteki alacak 145 milyar liraya dayandı. Tüketici kredilerindeki batığın neredeyse tamamı ihtiyaç kredisi… Adı üstünde; ihtiyaç!
***
Yani vatandaş bu parayı çoğu zaman buzdolabı bozulduğu için çekiyor. Kirayı tamamlamak için çekiyor. Çocuğun masrafını karşılamak için çekiyor. Daha önce aldığı borcu ödemek için çekiyor.
Ama soru şu; bu ülkeyi kim borçla dönen hale getirdi? Kim vatandaşı kredi kartına mahkum etti?
Kim üretimi değil betonu, verimliliği değil rantı, tasarrufu değil borçlanmayı teşvik etti?
Cevabı ben vereyim; kötü yönetim!