İstanbul Bilgi Üniversitesi olayı bize bir üniversitenin başına gelenleri anlatmadı sadece… Bir ülkenin nasıl yönetildiğini, hukukun nasıl lastik gibi çekildiğini, gençlerin geleceğinin nasıl bir imzaya bağlandığını da gösterdi.

Bir gün üniversite var. Ertesi gün yok. Üç gün sonra yine var.

Biri ona “Bilgi Üniversitesi çok bozdu kendini, kapa aç düzelir belki…” demişse belli ki onu denedi… Sahi sebebi neydi?

***

Bilgi Üniversitesi de kendilerinin kurduğu apartman üniversitelerinden biri değil! 1996’da sivil bir girişimle açılan, “Okul içinde okul” mantığıyla bilinen, ülkenin en köklü vakıf üniversitelerinden biri...

Ve bu koskoca üniversitenin kapısına cuma günü kilit vuruluyor, pazartesi günü “Pardon ya, yanlışlık oldu galiba” deyip kilit açılıyor. Arada geçen süre? Sadece 72 saat! Şaka gibi…

***

Ceza hukukunda “Cezanın şahsiliği” diye bir kural vardır. Hukukun birinci sınıfında öğretirler bunu…

Holdingin patronu suç işlediyse git yakasından tut, hapse at, malına mülküne ne yapıyorsan yap. Ama holdingin altındaki koskoca üniversiteden, orada okuyan 20 binden fazla öğrenciden, gece gündüz çalışan 1.100 akademisyenden ve idari personelden ne istiyorsun?

Holding sahibinin günahını, ömrünü bilime adamış profesöre, geleceğini o okulda arayan gence niye ödetiyorsun?

***

Madem kapatmak “Zorunlu bir hukuki işlem”di, üç gün sonra o hukuk birden nasıl değişti? Evrenin gizemi mi birinin keyfi mi?

Üniversite dediğin bakkal dükkânı değil. Bugün kapattım, yarın açtım diyemezsin. Orada insanların hayatı var. Sınav takvimi var. Diploma süreci var. Akademik kariyer var. İş sözleşmesi var. Öğrencinin ailesinin yıllarca ödediği para var.

***

Zira İstanbul Bilgi Üniversitesi olayı bize bir üniversitenin başına gelenleri anlatmadı sadece… Bir ülkenin nasıl yönetildiğini, hukukun nasıl lastik gibi çekildiğini, gençlerin geleceğinin nasıl bir imzaya bağlandığını da gösterdi.

Yabancı yatırımcı da Türkiye’ye bakıyor ve diyor ki: “Ben fabrika kursam, yarın bir kararnameyle ruhsatım gider mi? Ortak olduğum şirket soruşturma geçirirse benim yatırımım da yanar mı? Bugün verilen izin, yarın sabah iptal olur mu?”

***

Haklı! Adam parasını getirip senin ruh haline mi bağlayacak? “Bugün mevzuat müsait, yarın bakarız” ülkesine uzun vadeli yatırım gelir mi?

Hukukun öngörülemediği yerde ancak sıcak para gelir. O da bavulunu kapının yanında tutar. Faizi alır, kur riski görünce topuklar…

***

Bizde ise hukuk trafik lambası gibi çalışıyor. Kırmızı yanıyor, duruyorsun. Bir bakıyorsun, arkadan korna çalıyorlar; “Geç geç, kural değişti!” Sonra geçiyorsun, ceza geliyor. Çünkü sistemin kendisi bile kendi ışığına güvenmiyor.

Canım istedi, Bilgi Üniversitesi’ni kapattım. Canım istedi, Bilgi Üniversitesi’ni açtım. Yani Başkanlık sistemi ucubesinin Türkçe tercümesi: Canım istedi!