Eskiden yaz dedin mi, “Hava çok sıcak” der, gölge arardık... Şimdi asfalt eriyor, hastaneler doluyor, elektrik şebekeleri patlıyor!
O romantik akşamlar, limonata, karpuz, vantilatör devri çoktan geride kaldı. Artık hava sıcak olunca sadece alnından ter akıtmıyor, ekonomilerin köküne kibrit suyu döküyor.
***
Nitekim bu sıcaklar başka sıcaklar… Ve sıcak, çok sıcak, daha da sıcak olacak! Haliyle sadece nefesimizi boğmayacak!
Tarlada ürün yanacak, gıda pahalanacak... Klima açılacak, elektrik talebi artacak… Şebeke yetmeyecek, kesinti başlayacak… Tren rayı genleşecek, ulaşım aksayacak… İşçi fabrikada terleyecek, verim düşecek…
***
Şimdilik biz yine iyiyiz valla... Avrupa’ya bir bakın… Fena!
Fransa’da sıcak dalgası can aldı. Almanya, Polonya, Çekya, Avusturya rekor kırdı. İtalya’da Po Nehri çekildi, deniz suyu içeri yürüdü.
Hani Avrupa sistemliydi, planlıydı, altyapısı sağlamdı ya... Değilmiş! Sıcaklar bastırınca onun da makyajı aktı.
***
Doğa artık “Ben size yıllardır söylüyorum” noktasını çoktan geçti. Şimdi tatlı tatlı yemenin acı faturasını masaya bırakıyor.
Küreselleşme dedikleri de zaten tam olarak bu! Parayı onlar topladı, sıcağı hepimize dağıttı... Zehirli karbonu yıllarca sanayi devleri saldı… Bedeli çiftçiye, işçiye, emekliye, sabit gelirliye kaldı.
Hele zengin ülkeler… İşler iyiyken “Ekonomiler büyüyor” dediler. Dünya ısınınca “Sürdürülebilirlik” demeye başladılar. Ne güzel düzen! Sahi dünyayı kirleten kimdi?
***
Bu işin baş sorumlularından biri turuncu kafalı Trump… Taşı, toprağı, havayı, suyu en çok kirleten ülkenin başındaki adam…
İklim meselesini hala “Aldatmaca” diye pazarlıyor, yeşil dönüşümü “Küreselci oyun” diye anlatıyor, fosil yakıta dönmeyi bağımsızlık sanıyor. Paris Anlaşması’ndan çekiliyor, iklim fonlarını kesiyor, verdiği her sözden kaçıyor. Derdi, para gitmesin!
***
Çok tepki göstermediniz çünkü size de tanıdık geldi. Bizde de var düşük bütçelilerinden… Su havzalarını bile betona gömen, suyun ne kadar değerli bir hazine olduğunu göremeyecek kadar gözünü para bürümüş siyasi karar alıcılardan...
Anlatamıyorsun ki Akdeniz ısınıyor... Kuraklık artıyor... Su yokluğu kapıda... Tarım maliyeti tırmanıyor... Gıda fiyatı zaten yangın yeri...
(Yangın demişken, esas bu yaz görün ormanların halini... Bir iki tane de otel arazisi yangın çıkarttılar mı… Tam olur!)
***
İklim krizi artık gıda güvenliği meselesi... Enerji güvenliği meselesi... Sağlık meselesi... Göç meselesi... Enflasyon, bütçe, tarım, sanayi meselesi... Kısacası ekonomi meselesi…
Doğayı kandıramazsın... Bilimi azarlayamazsın... İklimi seçim mitingine çağıramazsın...
Kime anlatıyorum acaba? Kanal İstanbul denen ucube için Sazlıdere havzasının canına okuyan zihniyet, çoluk çocuğun geleceğini için bunları mı düşünecek?