Cumartesi akşamı Bodrum Antik Tiyatro’daydım. Limak’ın 50’nci yıl konseri... Sahnede tenor Murat Karahan, seyirciler arasında Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan...
Gecenin sürprizi, Başkan’ın 15 yaşındaki kızı Mira’nın piyanonun başına geçmesi oldu. Baba telefonunu çıkardı, kızını kaydetti. Gayet babacan, gayet insani...
***
Konser “Yaralı Gönül” ile bitti, herkes dağıldı. Ertesi gün pazar... Hopbala! Merkez Bankası’ndan “Türk Lirası Likidite Yönetimi Basın Duyurusu” geldi. Evet pazar günü!
Yahu ne ara karar verdiler? Fuayede mi? Tenor “Nessun dorma”, yani “Kimse uyumasın” derken Başkan Karahan uyumayıp Ankara’ya not mu düştü?
***
Duyuru ne diyor? “1 Mart 2026 tarihinde ara verilen bir hafta vadeli repo ihalelerine tekrar başlanmasına karar verilmiştir.”
Tercüme edeyim: Repo ihalesi, bankaların ellerindeki tahvilleri teminat gösterip Merkez Bankası’ndan bir haftalığına TL aldığı yöntemdir.
Martta bu sahnenin perdesi kapandı. Bankalar Merkez’den para almak istediklerinde maliyet yüzde 40’a kadar çıkıyordu.
Pazar günü yüzde 37’lik haftalık repo kapısı yeniden açıldı. Yani bankanın Merkez’den aldığı paranın maliyeti düşüyor.
***
Ben faiz insin mi, inmesin mi tartışmıyorum. Benim derdim takvim...
14 Ağustos... Merkez Bankası Enflasyon Raporu’nu açıkladı. 2026 yıl sonu enflasyon tahminini aşağı değil, yukarı çekti: Yüzde 28! Kısaca “Enflasyon beklentimizden fazla artacak” dedi.
23 Ağustos... Dokuz gün sonra bankalara daha ucuz para kapısını açtı.
***
İyi de dokuz günde ne değişti? Enflasyon görünümü mü düzeldi? Düzelseydi dokuz gün önce tahmini niye yukarı çektin?
Jeopolitik riskler mi bitti? Hayır! İran savaşı hâlâ devam ediyor. Bölgede belirsizlik sürüyor. Hürmüz krizi ortadan kalkmış değil.
Petrol sorunu mu çözüldü? O da hayır!
***
Peki ne oldu? Yoksa reel ekonomide bizim bilmediğimiz bir şey mi var? Hah! İşte ben buna takıldım.
Kredi kanalı tamamen tıkanmış olabilir. Bankaların lira sıkıntısı sandığımızdan büyük olabilir. Şirketlerin finansman yükü dayanılmaz noktaya gelmiş olabilir.
Sanayici aylardır “Bu faizle nefes alamıyoruz” diye yakınıyordu ya... Merkez sonunda insafa mı geldi?
***
İyi de kendisini bizzat cumartesi gecesi Bodrum’da gördüm diyorum. Ve o gece sahnede son şarkı “Yaralı Gönül”dü.
Merkez Bankası dokuz günde kimin gönlünün yaralı olduğunu gördü de pazar mesaisi yaptı? Yoksa saraydan acil telefon mu geldi? Muhtemelen kararı o almadı. O da öğrendi!
***
Şimdi buna “Seçim gevşemesi” diyenler de çıkabilir! Ben hepsine “Olabilir” diyorum. Çünkü dokuz günde dünya değişmez.
Limak’ın 50’nci yıl konserinde “Time to Say Goodbye” da söylendi… Türkçesi, “Veda etme zamanı.” Tesadüf işte… Acaba o şarkı sıkı para politikasına mı söylendi?