Bir ara “Faiz sebep, enflasyon netice” diye bir dünya felsefe literatürüne giren dahice bir teorimiz vardı. Ekonomiyi batırdı!
Sonra baktılar ki kasa tamtakır, deniz bitti, gemi karaya oturdu; “Pardon, biz rasyonel olacağız” diyerek Haziran 2023’te direksiyonu tam tersi istikamete, yani agresif parasal sıkılaşmaya kırdılar.
Kurtarsın diye İngiltere’den Hazine ve Maliye Bakanı transfer edildi. Göreve başlayalı tam üç yıl geçti.
***
Parası olan parayı hemen Para Piyasası Fonları’na gömdü. Hani şu portföyünün yüzde 71’i repoda, kalanı devlet tahvilinde, mevduatta olan, riski sıfır, likiditesi maksimum olan fonlar...
Eylül 2023’te bu fonlara 100 lirasını koyan, Mayıs 2026’ya geldiğimizde parasını tam 320 lira yaptı! Nominal kazanç yüzde 220…
***
Enflasyon yüzde 149.5 iken parasını yüzde 220 büyüten bu arkadaşlar, oturdukları yerden, hiçbir riske girmeden, fabrika açmadan, işçi çalıştırmadan net yüzde 28.2 reel getiri elde ettiler.
Bitmedi! Merkez Bankası liramız reel olarak değerlensin diye döviz kurunu baskı altında tuttu ya; Eylül 2023’te 26.82 TL olan dolar, Mayıs 2026’da ancak 45.74 TL’ye gelebildi.
***
TL bazındaki yüzde 220 kazancı, dolar bazına vurduğumuzda tam “Yüzde 95 net dolar getirisi” ediyor. Dünyanın neresinde, hangi ülkesinde sıfır riskle dolara yılda böyle bir getiri veriliyor? Sadece Türkiye’de!
Üstelik bu getirilerin üzerine uzun süre “yüzde 0 stopaj” uygulandı, sonradan kademeli artırılsa da iş işten çoktan geçmişti.
***
Ekonomi literatüründe buna “Carry Trade” deniyor. Türkçe meali; Yabancı fon yöneticisi gidiyor kendi ülkesinden düşük faizle ya da düşük maliyetle doları borçlanıyor. Getiriyor Türkiye’ye, TL’ye çeviriyor. Oradan yüksek faize…
Bizim Merkez Bankası da kuru sabit tutma sözü verdiğinden vade sonunda faizini çatır çatır alıyor. Gidip düşük kurdan tekrar dolarını alıp ülkesine dönüyor.
***
Peki, elin rantiye kesimine, küresel tefecilere ödenen bu paralar nereden çıkıyor? Tabii ki devletin bütçesinden! Yani bizden alınan vergilerden...
Devletin sadece dört aylık faiz ödemesi 1 trilyon 200 milyar TL’ye ulaşmış, toplam iç faiz yükümlülüğü 9.1 trilyon TL’ye fırladı! Yatırıma, okula, hastaneye gitmesi gereken vergileriniz, hazine borçlanma maliyetleri üzerinden rantiye sınıfına faiz olarak pompalanıyor.
***
Asgari ücretli Eylül 2023’te 11.402 TL alıyordu, Mayıs 2026’da 28.075 TL’ye çıktı. Nominal olarak artmış gibi görünüyor, hatta dolar bazında da yüzde 44.4 artış var.
Zira gel gör ki, resmi kümülatif enflasyonla yüzde 149.5 düzelttiğimizde asgari ücretlinin reel artışı eksi yüzde 1.3 oranında… Yani geliri budanmış aydan aya…
***
Duman dağılınca görünen manzara; Parası olan parasına para kattı. Maaşı olan ay sonuna gün saydı. Emeklilerin gözünden yaş geldi.
Finansçıların iktidar aşkının sebebi çok belli değil mi? Yönetim onları zengin ederken milletin içinden geçti!