Merkez Bankası aslında benim çok sevdiğim kaptanın seyir defteri tadında yazılarından birini daha yayınladı. “Size aslında ne olduğunu biz açıklayacağız” anlamında…
Bu sefer ki, hani piyasada “Eyvah, dolarizasyon geri döndü, millet yine dövize kaçıyor!” paniği başlar da hemen bir “hasar kontrol” metni yayınlanır ya... İşte onlardan biri sanki!
***
Konu ciddi… Yabancı para mevduatlar…. Yani bankalarda tutulan dövizler…
Yazı, bu mevduatların 2024 yılı sonundaki 188 milyar ABD doları seviyesinden, yakın zamanda 238 milyar ABD dolarına fırladığını kabul ederek başlıyor.
Basit bir matematikle, bu 50 milyar ABD dolarlık bir artış demek.
***
Normal bir ülkede, vatandaşın banka hesaplarına 50 milyar ABD doları değerinde kendi para birimi dışında varlıklar eklemesi, yani kendi parasına güvenmeyip yabancı paraya kaçması “alarm” sebebidir. “Ekonomi politikası iflas mı ediyor?” diye manşetler atılır.
Bizde ise bu durum beklenen bir gelişmedir.
***
Peki, bu 50 milyar ABD dolarlık artışı nasıl açıklıyorlar?
Rapor bize diyor ki, “Sizin gördüğünüz o 50 milyar ABD dolarlık artış, aslında 50 milyar ABD dolarlık bir artış değil.”
Nasıl değil? Çünkü çoğu “köpük” valla… Yani biz döviz almamışız da “dolarizasyonumuzun değeri artmış” Buyur sen hesapla…
***
Bu 50 milyar ABD dolarlık artışın 15 milyar ABD dolarlık kısmı, Euro/ABD doları paritesinin 1.04 seviyesinden 1.16’ya yükselmesinden kaynaklanmış.
Türkçe meali; “Vatandaş Euro almış, ama o Euro’nun dolar karşılığı artmış. Biz de tüm yabancı para mevduatı dolar cinsinden hesapladığımız için, sanki yabancı para mevduatı artmış gibi görünmüş.”
***
Turpun büyüğü altın fiyatları… 50 milyar ABD dolarlık artışın tam 31 milyar ABD dolarlık devasa kısmı altın mevduatından gelmiş.
Altının ons fiyatı da 2024 yıl sonunda 2.600 ABD doları civarındayken, fırlayıp 17 Ekim’de 4.500 ABD doları seviyesinde zirve yapmış.
Türkçe meali; “Demek ki bu 31 milyar ABD dolarlık artışın sebebi vatandaşın altın alması değil, elindeki altının değerlenmesi…”
***
Buraya kadar her şey “algı yönetimi” planına uygun…
Tamamen dövize kaçış yaşanmış değil ama bu artıştan para kazananlar neden Türk Lirası’nı “seçenek” olarak bile görmüyorlar?
TL mevduatta kalmanın cazibesi, tamamen yüksek faiz ve göreceli kurun artırılmamasına bağlı… Yani “Avuç içi kadar mutluluk yeter” bütün amaçları… Ya sonrası…
***
Alışkanlıklar kırılabildi mi? Hayır!
Nitekim faizler yüksek dediğimiz bir ortamda bile 19 milyar dolarlık Türk Lirası’ndan kaçış var. Bunun 6.5 milyar doları bireylerin alımı…
Herkes biliyor, geminin su aldığını… Herkes biliyor, doların zincire vurulduğunu… Herkes biliyor, lirayı tutmak için geceleri nöbet tutulduğunu… Herkes biliyor, zarların hileli, kurların sahte olduğunu… Herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini!