Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nde hakim, önündeki kâğıtlara bakıp mührü vurdu; “Mutlak butlan!”

Kolluk kuvvetleri CHP Genel Merkezi’ne baskın yapıp Türkiye’nin en çok oy alan partisine tekme tokat girdi. Niye? Kılıçdaroğlu o koltuğa oturabilsin diye…

***

Hadi gelip anlatsana bunu İsveçli yatırımcıya… “Niye lan?” diyecek adam haklı olarak! Türkçe meali; “Sizin milyonlarca insanın iradesiyle yaptığınız koca kongre hukuken hiç yok sayılıyor, hükümsüzdür!”

Anlar mı? Sanmam! Sahi nasıl açıklayabilirsin ki; el alemin adamına bu durumu? Ne desen anlamaz ki!

***

Mevzu içeride patlarken Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası Başkanı Karahan yanlarına plaza finansçılarını da almış, Londra’daki yatırımcılara sunum yapıyorlar.

Veriyorlar gazı… “Biz eski defterleri kapattık. Türkiye artık öngörülebilir bir ülke, hukuk var, rasyonalite var.”

***

Tam o sırada telefonlara CHP’ye yapılan yargı darbesi haberleri düşüyor! Dünyada yatırım yapabilecekleri onlarca ülke varken çok da umurlarında ya Türkiye… Haliyle adamlar toplantıyı kısa kesip ofislerine geri dönüyorlar.

El oğlu aptal mı? Hukukun guguk olduğu, tek bir mahkeme kararıyla koskoca siyasetin altüst edildiği yere niye parasını bassın?

Oysa biz kendi paramızı en zengin holdinginden tutun gazeteci kılığındaki yandaş yalakalara bile dağıttığımız için bu insanların paralarına ve yatırımına muhtacız!

Peki ne oluyor bu kafayla? En basitinden büyüme oranımız yüzde 4.5’ten yüzde 3.5’e düşse, o bir puanlık farkın bize maliyeti tam 11 milyar dolarlık üretim kaybı!

***

Rakamı böyle soyut bırakınca anlaşılmıyor ama hani iktidarın kendi kanallarında sabah akşam gösterip övündüğü savaş aparatları var ya… Hah işte 11 milyar dolar, Türkiye’nin yıllık toplam savunma bütçesinden bile fazla! Benim hesaplarıma göre bu siyasi kumpasların büyümedeki kaybı 2 puana yakın olacak. Yani neredeyse komşumuz Yunanistan’ın bütçe açığı kadar devasa bir para… Hadi mahkeme kararıyla bu tabloyu da düzeltseler ya…

***

Her siyasi müdahale, her yargı kararı, her muhalefet operasyonu ülkenin geleceği ile ilgili belirsizliği tetikliyor... Nitekim ekonomide belirsizlik kadar pahalısı yoktur.

Sahi, yarın sabah bu ülkede ne olacak bilen var mı? E güzel kardeşim, bu ülkede yaşayan bile önünü göremiyorken, Türkiye’ye parasını getirecek kadar saf zengini nereden bulacaksın? Bulamazsın!

***

Peki ne olacak? Türkiye, Avrupa’nın en yüksek enflasyonlu ekonomisi olmayı sürdürecek. Türk vatandaşlarının alım gücü kuşa dönecek. Halk daha da fakirleşecek. Bunlar kaçınılmaz sonuçlar…

Nitekim hastalığın adı “ekonomi” değil… Çok daha ağırı; “Adalet kavramı!” Aslında bu yaşananlar ülkenin geleceği için hayra alamet… “Zulmün artsın ki tez zeval bulasın” lafı boşuna söylenmemiş. Bekliyoruz devamını!