Resmi Gazete’de karar yayımlandı. “Acaba yapacaklar mı?” aşamasını geçtik. Niyet mektubu bitti, resmi evrak geldi. Hadi bakalım başlıyor! Sahi ne başlıyor?

Hani Ulaştırma Bakanı Uraloğlu çıkıp, “Ağır bakım maliyetleri bütçeye yük oluyor, mülkiyet bizde kalacak ama işletmeyi devredeceğiz” diyerek Boğaz köprüleri ve otoyolların işletme hakkının devrini bize “Keriz” muamelesi yaparak anlatmaya çalışmıştı ya… Hah, işte o!

***

Dahası, liste genişledi… Niğde-Pozantı Otoyolu, Gaziantep Çevre Otoyolu, Bursa Çevre Otoyolu’nun Çağlayan-Yenişehir kesimi de pakete eklendi.

Sadece yol mu? Bağlantı yolları, bakım ve işletme tesisleri, hizmet tesisleri, ücret toplama merkezleri, yük aktarma merkezleri...

***

Neymiş bunun adı? “Özelleştirme kapsam ve programına alma.” Kelime seçimine oldum olası hastayım... İnsan “Memleketin yolunu yordamını kiraya çıkarıyoruz” demeye utanıyor tabii…

Batan geminin malları gibi… Tamam geminin battığı aşikar da… Böyle de satışa mı çıkılır birader… Ayıp valla…

***

Nitekim seçenek bolluğu yaratılmış... İşletme hakkı verilebilir. Kiralanabilir. Gelir ortaklığı kurulabilir. Ayni hak tesis edilebilir. Başka hukuki yöntemler bulunabilir. Hatta bunların birkaçı birlikte uygulanabilir.

İşin acayip yanı, tek paket olmak zorunda da değil. Böl, parçala, grupla, nasıl uygunsa... Hükümet değil sanki AVM yönetimi! “Dükkanı komple mi istersiniz, reyon reyon mu?”

***

Zira 31 Aralık 2031’e kadar süre de verildi de… Bak aklıma gelen yine 2013 yılı... O zaman köprü ve otoyolların 25 yıllık işletmesi için tam 5.72 milyar dolar teklif edildi.

Erdoğan düşük buldu. “Bunu verirsem vatana ihanet ederim, halkıma ihanet ederim” dedi. İhanet etmedi. İhale iptal edildi.

Ve aradan 13 yıl geçti. Özelleştirme ve ihale sürecinin önü resmen açıldı. Üstelik bizim 25 yıl diye eleştirdiğimiz süre de yetmedi... Artık 30 yıl! Demek ki bunun da enflasyonu var. Baksanıza beş yıl zam geldi!

***

Niye? Neden? Niçin? Bir de 2026 için hedeflenen 185 milyar liralık özelleştirme geliri var. Nakit lazım... Bütçe açık veriyor... Faiz yiyor... Para da suyunu çekti.

Vergiyi artır artır nereye kadar? Banknot bassan ekonominin şaftı iyice kayacak. Biz de sonunda esnafın yaptığına geldik. Kasada para yoksa gelecekteki geliri bugünden kırdır!

***

Tekrar düşünün… Elinizde bir dükkan var. Dükkanın borcu harcı bitmiş, her gün tıkır tıkır para basıyor. Siz bu dükkanı, “Badanası çok pahalı tutuyor” diye başkasına 30 yıllığına kiraya verir misiniz?

“Varsa öyle enayi, arasın…” diyeceğim ama… Enayi yerine konulan belli burada… En azından ben öyle hissediyorum galiba…

Önce keriz, şimdi enayi… Sizin de aklınıza gelen sıfat varsa söyleyin valla… Kabulümdür bu saatten sonra!